Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Çarşamba günü yayımladığı raporda, küresel ısınmanın önümüzdeki birkaç yıl içinde 1.5°C sınırını aşacağını ve bunun insanları ve ekosistemleri daha şiddetli iklim hasarlarına maruz bırakacağını duyurdu. Ancak UNEP, emisyonların hızla azaltılması ve karbondioksitin atmosferden geri çekilmesi halinde sıcaklıkların yeniden düşürülebileceğini vurguladı.
Emisyon Açığı Raporu: Tehlikeli Eşik Aşılıyor
UNEP'in yıllık Emisyon Açığı Raporu'na göre, mevcut politikalar doğrultusunda sera gazı emisyonları artmaya devam ederse, küresel sıcaklık artışı yüzyılın sonuna kadar 2.6°C ila 3.1°C arasında gerçekleşecek. Bu, Paris Anlaşması'nın 1.5°C hedefini fazlasıyla aşacak bir senaryoya işaret ediyor. Raporda, dünyanın 1.5°C sınırını aşmadan önceki son şansın daraldığı, ancak tamamen kaybedilmediği belirtiliyor.
UNEP İcra Direktörü Inger Andersen, raporla ilgili yaptığı açıklamada, "1.5°C sınırı aşılamaz bir duvar değil, ancak aşılması halinde geri dönüşü zor ve maliyetli olacak. Gerekli teknolojik ve politik araçlara sahibiz; eksik olan siyasi iradedir" dedi. Rapor, ülkelerin mevcut taahhütlerini (NDC'ler) yerine getirmeleri halinde bile sıcaklık artışının 2.6°C'ye ulaşacağını, bu nedenle 2025 yılına kadar daha iddialı hedefler belirlenmesi gerektiğini kaydediyor.
G20 Ülkelerine Sorumluluk Çağrısı
Küresel emisyonların yaklaşık %80'inden sorumlu olan G20 ülkeleri, raporun odak noktasında. UNEP, bu ülkelerin karbon nötr hedeflerine giden yolda daha hızlı ilerlemeleri gerektiğini vurguluyor. Özellikle kömürden çıkış, yenilenebilir enerjiye geçiş ve enerji verimliliği konularında somut adımlar bekleniyor. Raporda, mevcut ulusal katkı beyanlarının eksik kalması durumunda, 2030 yılına kadar emisyonların 2035 hedefleriyle uyumlu hale getirilmesinin giderek zorlaşacağı ifade ediliyor.
Uzmanlar, 1.5°C sınırının aşılmasının yalnızca sıcaklık artışı anlamına gelmediğini, aynı zamanda aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artıracağını, deniz seviyesinin yükselmesini hızlandıracağını ve biyolojik çeşitliliği geri dönüşü olmayan noktalara taşıyacağını belirtiyor. Özellikle Akdeniz havzası ve Türkiye gibi kurak bölgeler, su kaynakları ve tarım üzerindeki etkileri açısından risk altında.
Umut Veren Teknolojiler ve Karbon Giderimi
Rapor, sıcaklıkların 1.5°C'nin üzerine çıksa bile, karbon yakalama ve depolama (CCS), doğal karbon yutakları (ormanlar, okyanuslar) ve yeni nesil teknolojiler sayesinde yüzyılın sonunda yeniden düşürülebileceğini öne sürüyor. Ancak bu teknolojilerin henüz büyük ölçekte devreye alınmadığına dikkat çekiliyor. Bilim insanları, sıcaklığın geçici olarak 1.5°C üzerine çıkmasının ardından tekrar düşürülmesinin mümkün olduğunu, ancak bunun 'aşım' sonrası dönemde ekosistemlerin zarar görmesini engellemeyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı kırılganlığını artırıyor. Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle sıcaklık artışlarının etkilerini şiddetli şekilde hissedecek ülkeler arasında. Su kıtlığı, orman yangınları ve tarımsal verimlilik kaybı beklenen başlıca riskler. Raporda Türkiye'nin emisyon azaltım hedeflerini güçlendirmesi ve 2030 sonrası uzun vadeli stratejisini netleştirmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, AB'nin karbon sınır düzenlemesi (SKDM) gibi mekanizmalar ihracatını etkileyebilir; bu nedenle Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması ve enerji verimliliğini artırması ekonomik ve diplomatik açıdan önem taşıyor.