Birleşmiş Milletler (BM) komitesi, transatlantik köle ticaretinin günümüzde devam eden ırksal eşitsizlik mirasına yol açtığını belirterek, ülkelerin bu tarihsel suç için tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu açıkladı. Cenevre merkezli komite, yaptığı açıklamada, köleliğin ve sömürgeciliğin etkilerinin hâlâ hissedildiğini ve bu nedenle yasal olarak bağlayıcı önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Komitenin Kararı ve Yasal Dayanaklar
BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD), 30 Ağustos 2024 tarihli toplantısında, köle ticareti ve sömürgeciliğin sonuçlarına ilişkin tazminat taleplerini ele aldı. Komite, 1965 tarihli Uluslararası Irk Ayrımcılığıyla Mücadele Sözleşmesi'nin (ICERD) ilgili maddelerine atıfta bulunarak, devletlerin kölelik döneminden kaynaklanan zararları gidermek için adımlar atması gerektiğini bildirdi.
Komitenin açıklamasında, köleliğin ve sömürgeciliğin, Afrika kökenli insanlar başta olmak üzere dünya genelindeki topluluklar üzerinde uzun süreli ekonomik, sosyal ve kültürel etkileri olduğu ifade edildi. Bu etkilerin nesiller boyu süren yoksulluk, eğitim eşitsizliği ve sağlık hizmetlerine erişimde farklılıklar şeklinde ortaya çıktığı belirtildi.
Uzmanlar, bu kararın uluslararası hukukta emsal teşkil edebileceği görüşünde. Londra Queen Mary Üniversitesi'nden Uluslararası Hukuk Profesörü Dr. Amanda Reid, "Bu bildirim, köleliğin tazminine ilişkin tartışmaları yasal bir zemine oturtması açısından tarihi bir adım. Ancak bağlayıcı olması için üye devletlerin iç hukukuna yansıması ve uluslararası mahkemelerin kararlarıyla desteklenmesi gerek" dedi.
Küresel Yansımalar ve Tazminat Tartışmaları
Tazminat çağrıları, özellikle Karayipler, Afrika ve Amerika'daki kölelik mağduru topluluklar tarafından uzun süredir dile getiriliyor. Ancak bu konu, Avrupa ülkeleri ve ABD gibi geçmişte köle ticaretinde rol oynamış devletlerle sömürge sonrası ilişkilerde hassas bir denge oluşturuyor.
Örneğin, Barbados Başbakanı Mia Mottley, 2023 yılında Birleşik Krallık'tan kölelik dönemi için resmi özür ve tazminat talep etmişti. Benzer şekilde, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), geçmiş yıllarda Avrupa Birliği'nden ve üye ülkelerinden tazminat taleplerini gündeme getirmişti. Komitenin bu kararı, bu tür taleplere uluslararası hukuk nezdinde güçlü bir argüman sağlayabilir.
Uzmanlar, tazminatın tek bir yöntemi olmadığını; doğrudan para ödemesi, borç silinmesi, eğitim ve sağlık programlarına yatırım gibi farklı mekanizmaları içerebileceğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler, 2001 yılında yayımladığı Durban Bildirgesi'nde köleliği ve sömürgeciliği insanlığa karşı suç ilan etmiş, ancak tazminat konusunda bağlayıcı bir karar almaktan kaçınmıştı.
Komitenin bu yeni açıklaması, kısa vadede devletlerin uygulamaya koyacağı zorunlu bir yaptırım içermiyor. Bununla birlikte, uluslararası kamuoyunda tazminat taleplerini güçlendirecek, diplomatik ve siyasi baskıları artıracak bir zemin oluşturması bekleniyor. Uygulamada, ülkeler arasındaki müzakereler ve ikili anlaşmalar önümüzdeki yıllarda bu konunun nasıl şekilleneceğini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'yi doğrudan bir tazminat yükümlülüğü altına sokmasa da, uluslararası hukuk ve diplomasi bağlamında önemli bir gelişmedir. Türkiye, geçmiş Osmanlı dönemi ve sonrasında kölelik uygulamalarıyla ilgili benzer tartışmaların odağında olabilir. Ayrıca, Afrika ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri, Türkiye'nin bu süreçte denge politikası izlemesini gerektirebilir. Karar, küresel güney ülkelerinin tazminat taleplerini güçlendirebilir; bu da Türkiye'nin Afrika açılımı politikaları ve insani yardımları açısından yeni bir diyalog alanı yaratabilir.