Birleşmiş Milletler Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD), 15. ve 19. yüzyıllar arasında en az 12,5 milyon Afrikalının zorla yerinden edildiği ve satıldığı transatlantik köle ticaretinin 'tarihteki en büyük zorunlu göç' olduğunu belirterek, ülkelerin bu insanlık suçu için tazminat ödeme yükümlülüğünü değerlendirmesi gerektiğini açıkladı. Komite, Cenevre'de yayımladığı kapsamlı raporda, köleliğin ve sömürgeciliğin günümüzdeki ırksal eşitsizliklerin temelini oluşturduğunu vurguladı. Karar, uluslararası toplumda uzun süredir tartışılan tazminat taleplerine hukuki bir zemin hazırlaması açısından tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.
Raporun ayrıntıları: 12,5 milyon insan, 400 yıl süren trajedi
Komite raporunda, Afrika'dan zorla alınan milyonlarca kişinin Atlantik ötesindeki plantasyonlarda, madenlerde ve evlerde köle olarak çalıştırıldığı, yolculuk sırasında yaşanan ölümlerin boyutu tam olarak bilinmemekle birlikte, bu sayının 2 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Rapor, köle ticaretinin yalnızca geçmişte kalmış bir utanç değil, aynı zamanda günümüzdeki yapısal ırkçılık, ekonomik eşitsizlik ve sosyal dışlanmanın kökeni olduğunu ileri sürüyor. Komite, özellikle eski sömürgeci güçler olan Birleşik Krallık, Fransa, Portekiz, İspanya ve Hollanda'nın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri'ni de kapsayan ülkelere, tarihsel sorumluluklarını kabul etmeleri, resmi özür dilemeleri ve mağdur topluluklara yönelik somut tazmin programları uygulamaları çağrısında bulunuyor.
Tazminat kavramı, yalnızca maddi ödemeleri değil, aynı zamanda eğitim, sağlık, altyapı ve adalet sistemlerinin iyileştirilmesini de içeren kapsamlı bir onarım sürecini ifade ediyor. Raporda, köleliğin mirasının Afrika kökenli topluluklar üzerindeki etkilerini araştıracak bağımsız bir uluslararası komisyon kurulması öneriliyor. Bu öneri, Caribbean Community (CARICOM) ve Afrika Birliği'nin (AU) uzun süredir savunduğu tazminat talepleriyle örtüşüyor. Komite ayrıca, köle ticaretinin yasadışı ilan edilmesinin 200. yılı anısına, eğitim müfredatlarına bu tarihin doğru ve kapsamlı bir şekilde dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel yankılar: Tazminat çağrıları güçleniyor
Komitenin kararı, dünya genelinde tazminat hareketlerini güçlendirdi. Özellikle ABD'de George Floyd'un ölümü sonrası ivme kazanan ırksal adalet protestoları, bu talepleri yeniden gündeme taşıdı. Ancak bazı Avrupa hükümetleri tazminat ödemeye sıcak bakmıyor; İngiltere Başbakanı, geçmişte kölelik için özür dilemeyi reddetmiş, Fransa ise sömürge geçmişiyle yüzleşme konusunda isteksiz davranıyor. Uzmanlar, BM kararının hukuken bağlayıcı olmadığını ancak uluslararası hukukta emsal teşkil edebileceğini ve ülkeler üzerinde siyasi baskı oluşturacağını belirtiyor. Öte yandan, bazı akademisyenler tazminatın pratikte uygulanmasının zorluklarına dikkat çekiyor; hangi ülkelerin ne kadar ödeyeceği, mağdurların kim olduğu ve bu sürecin nasıl yönetileceği gibi sorular hala cevapsız. Buna ek olarak, köleliğin sadece Atlantik ötesi boyutu değil, Hint Okyanusu ve Akdeniz'deki köle ticareti de dahil olmak üzere tüm yönleriyle ele alınması gerektiği savunuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM'nin bu kararı, Türkiye'yi doğrudan bağlamamakla birlikte, küresel bir adalet arayışının parçası olarak ele alınabilir. Türkiye, tarihsel olarak Afrika kıtasıyla derin bağlara sahip olmasına rağmen, kendi tarihinde köle ticareti konusu hassas bir alan. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de kölelik uygulanmış, ancak 19. yüzyılda kaldırılmıştır. Türkiye, günümüzde Afrika ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmekte, kıtada kalkınma projeleri yürütmektedir. Bu karar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele konusundaki tutumunu etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin BM'deki rolü açısından, gelişmekte olan ülkelerin adalet taleplerine destek verme eğilimi, bu tür kararlara verilen desteği şekillendirebilir. Ancak Türkiye'nin tarihsel yüzleşme süreci daha çok kendi geçmişine odaklandığından, bu kararın doğrudan bir iç yansıması beklenmemektedir.