Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde oluşturulan bir soruşturma komisyonu, Aralık 2024'te Gazze Şeridi'nde İsrail askerleri tarafından gözaltına alınan ve halen İsrail'de tutulan tanınmış Filistinli doktor Hüsam Ebu Safiyye'nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Komisyon, doktora yönelik kötü muamele iddialarından derin endişe duyduğunu ifade etti. BM'nin 8 Temmuz 2025 tarihli açıklamasında, doktorun gözaltı koşulları ve sağlık durumu hakkında acil bilgi talep edildi.
Gözaltı Süreci ve İddialar
Filistin Kızılayı'nın önde gelen cerrahlarından Dr. Hüsam Ebu Safiyye, 27 Aralık 2024 tarihinde Gazze'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'nde görev yaparken İsrail güçleri tarafından alıkonuldu. O tarihten bu yana kendisinden haber alınamayan doktorun, İsrail'deki Negev çölünde bulunan Sde Teiman gözaltı merkezinde tutulduğu bildiriliyor. BM soruşturma komisyonu, doktorun fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı yönündeki iddiaları ciddiye aldığını belirtti. Komisyon üyeleri, uluslararası insancıl hukuk kapsamında tıbbi personelin korunması gerektiğini hatırlatarak, İsrail'e doktorun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
İsrail makamları konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, doktorun güvenlik gerekçesiyle gözaltında tutulduğu yönünde basına sızdırılan bilgiler bulunuyor. Ancak BM komisyonu, bu tür gerekçelerin uluslararası hukukta tıbbi personele yönelik korumaları ortadan kaldırmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Dr. Ebu Safiyye'nin gözaltına alınması, Gazze'deki sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği bir dönemde gerçekleşti. Bölgede süregelen çatışmalar nedeniyle hastaneler yetersiz kalırken, tıbbi personelin hedef alınması uluslararası toplumda büyük tepki çekiyor. BM verilerine göre, çatışmaların başladığı 2023 sonundan bu yana en az 200 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bu olay, uluslararası insancıl hukukun ne derece ihlal edildiğini bir kez daha gündeme taşıdı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi de doktorun serbest bırakılması için çağrıda bulunan kuruluşlar arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen bir ülke olarak öne çıkıyor. BM’nin bu çağrısı, Türkiye’nin de diplomatik platformlarda dile getirdiği “hukukun üstünlüğü ve uluslararası insancıl hukuka uyulması” talepleriyle örtüşüyor. Gelişme, Türk dış politikasının Filistin’deki insani drama dikkat çekme çabalarını güçlendirebilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması için ateşkes çağrılarına ivme kazandırabilecek bu tür olaylar, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü yeniden ön plana çıkarabilir.