Birleşmiş Milletler, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde üçüncü gün üst üste aralıksız sürdürdüğü askeri operasyonların ardından kitlesel yerinden edilme ve insani koşullardaki hızlı kötüleşme konusunda derin endişe duyduğunu açıkladı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, Cenevre'de yaptığı basın açıklamasında, çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte on binlerce sivilin evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Laerke, sağlık tesislerinin aşırı yük altında olduğunu ve temel ilaç ile tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığını vurguladı.
Saldırıların boyutu ve insani kriz
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonları, 2006 savaşından bu yana en yoğun seviyesine ulaştı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, İsrail savaş uçakları ve topçu birlikleri gece boyunca en az 30 farklı noktayı vurdu. Saldırılarda en az 12 sivil hayatını kaybederken, 50'den fazla kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölenler arasında 3 çocuk ve 2 kadının bulunduğunu doğruladı.
BM Dünya Gıda Programı (WFP) Lübnan Direktörü Abdallah al-Wardat, ülke genelinde 200 binden fazla kişinin yerinden edildiğini tahmin ettiklerini söyledi. Al-Wardat, "Barınma merkezleri hızla doluyor, temiz su ve gıda tedariki kesintiye uğradı. İnsani yardım koridorlarının açılması hayati önem taşıyor" dedi. Lübnan hükümeti, güneydeki okulları ve kamu binalarını geçici barınma alanına dönüştürdü.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Lübnan sınırındaki bu yeni gerilim, Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e acil itidal çağrısında bulunurken, Fransa ve Almanya tarafları diyaloğa davet etti. İran ise Hizbullah'a verdiği desteği yinelerken, Suriye sınırında da askeri hareketlilik gözleniyor. Uzmanlar, çatışmanın büyümesi halinde Lübnan'da 2019'daki ekonomik krizin ardından ikinci bir insani felaket yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi için hazırlık yaparken, bölgede tırmanan gerilim doğrudan sınır güvenliğini etkiliyor. İsrail saldırıları, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımına ilişkin Türkiye'nin çıkarlarını da tehdit ediyor. Ayrıca, Lübnan'da artan istikrarsızlık, Türkiye'nin Suriye politikasını ve İran ile olan dengelerini zorlayabilir. BM Güvenlik Konseyi'nde kalıcı üye olmayan Türkiye, diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmalı ve insani yardım koridorlarının açılması için uluslararası inisiyatif almalıdır.