Birleşmiş Milletler, İsrail hükümetine, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinli zeytin üreticilerini İsrailli yerleşimcilerin saldırılarından koruma çağrısında bulundu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan açıklamada, zeytin hasat sezonunun başlamasıyla birlikte yerleşimci şiddetinde endişe verici bir artış yaşandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Filistinli çiftçilerin güvenliğini sağlaması gerektiği vurgulandı.
Zeytin Hasadı ve Yerleşimci Şiddeti
Zeytin, Filistin ekonomisi ve kültürü için hayati öneme sahip. Batı Şeria ve Gazze'de binlerce aile geçimini zeytincilikten sağlıyor. Ancak her yıl hasat döneminde İsrailli yerleşimciler, Filistinli çiftçilere, bahçelerine ve hasat ekiplerine yönelik sistematik saldırılar düzenliyor. Bu saldırılar arasında ağaçların sökülmesi, ürünlerin çalınması, fiziksel saldırılar ve ölüm tehditleri yer alıyor. BM raporlarına göre, 2023 yılında yerleşimci şiddeti nedeniyle yüzlerce zeytin ağacı tahrip edildi ve çok sayıda çiftçi yaralandı.
OCHA'nın son verilerine göre, bu yılın ilk dokuz ayında Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen 500'den fazla saldırı kaydedildi. Bu saldırıların önemli bir kısmı zeytin hasadıyla doğrudan bağlantılı. Filistinli çiftçiler, İsrail güvenlik güçlerinin genellikle yerleşimcileri koruduğunu ve saldırıları engellemediğini belirtiyor. İsrail ordusu ise bazı durumlarda Filistinlilerin hasat yapmasını kısıtlayan askeri yasaklar uyguluyor.
Uluslararası toplum, İsrail'in işgal altındaki topraklarda yerleşimci şiddetini önleme sorumluluğunu defalarca hatırlattı. Ancak cezasızlık ortamı nedeniyle saldırılar sürüyor. BM, İsrail'i sadece koruma sağlamaya değil, aynı zamanda saldırıları soruşturmaya ve failleri adalet önüne çıkarmaya da çağırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filistinli zeytin üreticilerine yönelik şiddet, sadece bir insan hakları sorunu değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı tehdit eden bir faktör. Zeytin hasadı, Filistin halkı için ekonomik olduğu kadar sembolik bir direniş biçimi. Her yıl hasat döneminde yaşanan saldırılar, uluslararası alanda İsrail'e yönelik eleştirileri artırıyor ve iki devletli çözüm umutlarını zayıflatıyor.
Avrupa Birliği ve ABD, yerleşimci şiddetini kınasa da somut yaptırımlar konusunda isteksiz davranıyor. BM'nin çağrısı, İsrail'in uluslararası hukuk çerçevesinde hesap verebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, Filistin ekonomisinin bel kemiği olan zeytinciliğin korunması, bölgede kalıcı barış için de kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, zeytin üreticilerine yönelik saldırıları yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in yerleşimci şiddetini durdurması ve Filistinli sivillerin korunması yönündeki çağrıları destekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin BM ve diğer uluslararası platformlarda Filistin lehine yürüttüğü diplomatik girişimlere zemin sağlayabilir. Ayrıca, zeytin ve zeytinyağı ticaretinde Filistin ile iş birliği yapan Türk şirketleri için bölgedeki istikrarsızlık risk oluşturuyor. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgede artırabileceği destek, Ankara'nın bölgesel etkisini pekiştirebilir.