Londra merkezli deniz güvenliği danışmanlık şirketi Dryad Global'un son raporuna göre, Hürmüz Boğazı ve çevresinde son dönemde yaşanan deniz saldırıları savaş zamanı seviyelerine ulaştı. Raporda, bölgede ticari gemilere yönelik saldırıların sayısının 2020'den bu yana en yüksek noktaya çıktığı belirtiliyor. Orta Doğu'da devam eden çatışmalar ve jeopolitik gerilimler, dünyanın en kritik petrol taşıma koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda güvenlik endişelerini artırıyor.
Saldırıların arka planı ve artış nedenleri
Dryad Global'un raporuna göre, Hürmüz Boğazı'nda 2023 yılının son çeyreğinden itibaren ticari gemilere yönelik sabotaj, mayınlama ve silahlı saldırı vakalarında ciddi bir artış kaydedildi. Saldırıların büyük bölümü İran destekli gruplar tarafından gerçekleştirildiği iddia edilirken, İran yönetimi suçlamaları reddediyor. Özellikle İsrail-Hamas savaşının bölgeye yayılma riski, Hürmüz'deki güvenlik ortamını daha da kırılgan hale getirdi. Uzmanlar, saldırıların arkasında yatan temel nedenin bölgesel güç mücadelesi ve ABD-İran arasındaki gerginlik olduğunu vurguluyor.
Raporda ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiğinde azalma olduğu, sigorta şirketlerinin bölgeye yönelik primleri artırdığı ve bazı armatörlerin rotalarını değiştirdiği bilgisi yer alıyor. Bu durum, küresel tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin taşındığı stratejik bir geçiş noktası. Bölgedeki istikrarsızlık, başta Asya ve Avrupa olmak üzere küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. Son saldırılar, ABD ve müttefiklerinin bölgede daha fazla askeri varlık göstermesine yol açarken, İran'ın da boğazı kapatma tehdidi yeniden gündeme geldi. Bu gelişmeler, 1980'lerdeki "Tanker Savaşı" dönemini anımsatıyor.
Uluslararası toplum, Hürmüz'de artan saldırıları endişeyle izliyor. Birleşmiş Milletler ve denizcilik örgütleri, ticari gemilere yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve derhal durdurulması gerektiğini belirtiyor. Ancak bölgesel aktörler arasındaki derin güvensizlik, çözümü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılar, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış ticaret yolları açısından doğrudan risk oluşturuyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi'nden deniz yoluyla karşılıyor. Boğaz'daki istikrarsızlık, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgede artan askeri hareketlilik, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini ve güvenlik politikalarını da etkiliyor. Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle iyi ilişkilerini sürdürerek tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk yapabilir. Ancak saldırıların tırmanması, Türk ihracatçıları için de nakliye maliyetlerini artırıyor.