Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri, Salı günü yaptığı açıklamada, İsrail buldozerlerinin Gazze'nin birçok bölgesini dümdüz etmeye devam ettiğini ve enkaz altındaki ölülere saygı gösterilmediğini bildirdi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, BM yetkilisi, İsrail'in yoğun makine kullanarak yıkım ve temizleme faaliyetlerini sürdürdüğünü, bunun sonucunda Gazze'nin büyük bir kısmının İsrail bombardımanı veya yıkımıyla harabeye döndüğünü ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri'nin bu açıklaması, Gazze'de aylardır devam eden çatışmaların sonucunda ortaya çıkan yıkımın boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. İsrail'in askeri operasyonları, özellikle ağır makinelerle gerçekleştirilen yıkım çalışmaları, sivil altyapıyı ve konut alanlarını hedef alıyor. Uluslararası hukuk uzmanları, bu tür eylemlerin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor.
BM yetkilisi, "Gazze'nin büyük bir kısmı İsrail bombardımanı veya ağır makinelerle yıkım ve temizleme faaliyetleri sonucu dümdüz edildi" diyerek, enkaz altında kalan cansız bedenlere dahi saygı gösterilmediğini vurguladı. Bu açıklama, uluslararası toplumun Gazze'deki insani krize yönelik artan endişelerini yansıtıyor. Özellikle son haftalarda, İsrail'in Refah kentine yönelik olası bir kara operasyonu tartışılırken, BM'nin bu uyarısı daha da anlam kazanıyor.
Gazze'deki yıkımın boyutları, uydu görüntülerine de yansımış durumda. Birçok mahalle, tamamen yıkılmış binaların molozlarıyla kaplı. BM, bölgede acil ateşkes çağrısını yinelerken, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için koridorların açılması gerektiğini belirtiyor. Ancak şu ana kadar taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki yıkım, sadece bölgesel değil küresel düzeyde de yankı uyandırıyor. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'in eylemlerini kınarken, bazı ülkeler ise İsrail'in kendini savunma hakkını vurguluyor. BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrıları yapılsa da, daimi üyelerin vetoları nedeniyle somut adımlar atılamıyor. Bu durum, uluslararası sistemin etkinliğini sorgulatıyor.
Öte yandan, Gazze'deki insani kriz, bölgedeki istikrarsızlığı da derinleştiriyor. Lübnan, Suriye ve Yemen gibi ülkelerdeki gerilimler, Gazze'deki çatışmalarla paralel olarak tırmanıyor. İran ve İsrail arasındaki karşılıklı tehditler, Orta Doğu'da daha geniş bir savaşın kapıda olabileceği endişesini artırıyor. ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sürmesi, Batı ile Arap dünyası arasında yeni bir gerilim hattı oluşturuyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına ilişkin soruşturmaları da devam ediyor. İsrail, UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını açıklamış olsa da, uluslararası baskılar artıyor. BM'nin son açıklaması, bu soruşturmalara kanıt teşkil edebilecek nitelikte. Ayrıca, Gazze'deki yıkımın yeniden inşası için gereken mali kaynak ve zaman, uluslararası toplumun önünde büyük bir sorun olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizi yakından takip ediyor ve İsrail'in saldırılarını sert bir şekilde eleştiriyor. Ankara, ateşkes çağrılarını destekliyor ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için çaba sarf ediyor. Bu son BM açıklaması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği endişeleri teyit ediyor. Türkiye, bölgesel istikrarın ancak kalıcı bir çözümle sağlanabileceğini, bunun için de Filistin devletinin tanınması gerektiğini vurguluyor. Gazze'deki yıkım, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında önemli bir yer tutmaya devam edecek.