Birleşmiş Milletler Cuma günü, İsrail'in geçen yıl Batı Şeria'daki üç mülteci kampının tamamındaki Filistinli nüfusu zorla yerinden etmesinin insanlığa karşı suç oluşturabileceği uyarısında bulundu. BM İnsan Hakları Ofisi tarafından yayımlanan ve İsrail'in sert tepkisini çeken raporda, kamplardaki Filistinlilerin sistematik olarak tahliye edilmesinin uluslararası hukuk kapsamında ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Raporun ayrıntıları ve İsrail'in tepkisi
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından hazırlanan raporda, İsrail güçlerinin Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin, Tulkarm ve Nablus'ta bulunan mülteci kamplarında yaşayan binlerce Filistinliyi zorla evlerinden çıkardığı, altyapıyı ağır şekilde tahrip ettiği ve geri dönüşlerini engellediği vurgulandı. Raporda, bu eylemlerin "insanlığa karşı suç" teşkil edebilecek nitelikte olduğu ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiği ifade edildi.
İsrail hükümeti ise raporu derhal reddetti. İsrail Dışişleri Bakanlığı, BM İnsan Hakları Ofisi'ni "önyargılı ve gerçeklerden kopuk" olmakla suçlayarak, raporun İsrail'e karşı sistematik bir karalama kampanyasının parçası olduğunu savundu. İsrail, operasyonların "terör altyapısını hedef aldığını" ve sivillerin güvenliği için gerekli olduğunu öne sürdü.
Uluslararası hukuk ve yerinden edilme
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda sivillerin zorla yerinden edilmesi, Roma Statüsü kapsamında insanlığa karşı suç olarak tanımlanıyor. BM raporu, İsrail'in eylemlerinin bu tanıma uyduğunu ve sorumluların uluslararası mahkemeler önünde hesap vermesi gerektiğini belirtiyor. Raporda ayrıca, yerinden edilen Filistinlilerin büyük bölümünün hâlâ yerlerinden edilmiş durumda olduğu ve insani koşulların giderek kötüleştiği kaydedildi.
Filistin yönetimi raporu memnuniyetle karşılayarak, uluslararası toplumu İsrail'e karşı somut adımlar atmaya çağırdı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, "Bu rapor, İsrail'in işlediği suçların uluslararası alanda tescillenmesidir" açıklamasını yaptı. İnsan hakları örgütleri de raporun önemine dikkat çekerek, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Batı Şeria'daki mülteci kampları, 1948 ve 1967 savaşlarından bu yana Filistinli mültecilerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler olarak biliniyor. İsrail'in bu kamplara yönelik operasyonları, bölgede tansiyonu yükseltirken, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına neden oldu. BM raporu, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bunun cezasız kalmaması gerektiğini ortaya koyuyor.
Rapor, aynı zamanda İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Filistinlilere yönelik insan hakları ihlalleri konusundaki endişeleri derinleştiriyor. Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği ve Arap Birliği, raporun ardından İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını yineledi. Ancak ABD'nin İsrail'e verdiği destek, somut bir adım atılmasını zorlaştırıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nde ise raporun nasıl ele alınacağı belirsiz. ABD'nin veto yetkisini kullanması muhtemel görülüyor. Yine de rapor, uluslararası kamuoyunda İsrail'in eylemlerinin hukuki boyutunu gündeme taşıması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, BM raporunu yakından takip ediyor. Rapor, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Türkiye, insanlığa karşı suç iddialarının Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşınması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Ayrıca, Batı Şeria'daki gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecindeki rolünü ve Filistinli mültecilere yönelik insani yardımlarını yeniden gündeme getirebilir. Bölgesel istikrar açısından, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme sürecinde bu tür raporların yarattığı hassasiyet dikkat çekici.