Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi tarafından cuma günü yayımlanan bir rapora göre, İsrail işgal altındaki Batı Şeria'daki üç mülteci kampının tamamında yaşayan Filistinli nüfusu zorla yerinden etti ve geri dönmelerini sistematik olarak engelliyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığı raporda, bu durumun zorla nakil ve "etnik temizlik" endişelerini artırdığı vurgulandı. BM İnsan Hakları Ofisi, söz konusu eylemlerin uluslararası hukuk kapsamında ciddi ihlaller oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Raporun ayrıntıları ve arka plan
BM İnsan Hakları Ofisi'nin raporu, İsrail güçlerinin Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin, Tulkarm ve Nablus kentlerinde bulunan mülteci kamplarına yönelik geniş çaplı operasyonlarını mercek altına alıyor. Rapora göre, bu operasyonlar sırasında kamplarda yaşayan binlerce Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı ve İsrail yönetimi, yerinden edilenlerin geri dönüşüne izin vermiyor. BM yetkilileri, kamplardaki altyapının ağır hasar gördüğünü, konutların yıkıldığını ve temel hizmetlere erişimin engellendiğini belirtiyor.
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda sivillerin zorla yerinden edilmesi Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı ve savaş suçu teşkil edebilecek bir eylem. BM raporu, İsrail'in bu politikasının "kalıcı bir demografik değişiklik" yaratmayı amaçladığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor. Raporda ayrıca, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkının uluslararası hukuk tarafından korunduğu hatırlatılıyor.
İsrail makamları ise operasyonların "terörle mücadele" kapsamında yürütüldüğünü savunuyor. Ancak BM raporu, operasyonların sivillere yönelik orantısız güç kullanımı içerdiğini ve altyapıyı sistematik olarak tahrip ettiğini ortaya koyuyor. Raporda, tanıkların ifadelerine dayanarak, İsrail güçlerinin bölge sakinlerine evlerini derhal terk etmeleri için baskı yaptığı, aksi takdirde can güvenliklerinin tehlikede olacağı tehdidinde bulunduğu aktarılıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
BM raporu, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da sarsabilir. Batı Şeria'daki gelişmeler, Gazze'deki çatışmaların gölgesinde uzun süredir uluslararası toplumun gündeminde yeterince yer bulmuyordu. Ancak bu rapor, işgal altındaki topraklarda Filistinlilere yönelik sistematik yerinden etme politikalarının kurumsallaştığını gösteriyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar da benzer endişeleri dile getirerek, İsrail'in eylemlerinin uluslararası ceza yargısı önüne taşınması çağrısında bulunuyor.
Rapor, aynı zamanda iki devletli çözüm vizyonuna yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Batı Şeria'nın kuzeyindeki mülteci kamplarının boşaltılması, Filistin topraklarının bütünlüğünü ve Filistin Devleti'nin olası sınırlarını doğrudan etkiliyor. Uluslararası toplum, İsrail'in bu politikalarını durdurmak için etkili bir mekanizma geliştirmekte zorlanırken, BM raporu yeni bir diplomatik baskı dalgası başlatabilir.
ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak raporun, İsrail'e yönelik eleştirileri artırması ve bazı ülkelerin yaptırım tartışmalarını yeniden gündeme getirmesi bekleniyor. Bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesi, uluslararası yardım kuruluşlarının erişimini kısıtlıyor ve Filistinli mültecilerin yaşam koşullarını dayanılmaz hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM raporu, Türkiye'nin Filistin meselesindeki hassasiyetini ve uluslararası hukuk vurgusunu yeniden öne çıkarıyor. Türkiye, uzun süredir işgal altındaki topraklardaki Filistinlilere yönelik zorla yerinden etme politikalarını kınıyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Bu rapor, Ankara'nın uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kurumlarda ortak bir tutum geliştirilmesi için zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani yardım konusundaki aktif rolü, Batı Şeria'daki gelişmeler karşısında daha görünür bir diplomasi izlemesini gerektirebilir. Rapordaki "etnik temizlik" ifadesi, Türkiye'nin uluslararası hukuk ihlallerine karşı sesini yükseltmesi için önemli bir referans noktası oluşturuyor.