Birleşmiş Milletler, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail'in kurduğu askeri kontrol noktaları, kapılar ve bariyerlerden oluşan geniş bir ağın 942'ye ulaştığını açıkladı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, bu ağ Filistinlilerin şehirler, kasabalar ve köyler arasındaki hareketini kısıtlıyor; toplulukları birbirinden ve tarım arazilerinden ayırıyor. BM raporu, işgalin günlük yaşam üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
Kontrol Noktaları ve Bariyerler: Batı Şeria'da Hareketlilik Nasıl Engelleniyor?
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından hazırlanan rapora göre, Batı Şeria'da İsrail ordusunun kontrol ettiği 942 kalıcı ve geçici kontrol noktası, toprak seti, hendek ve kapı bulunuyor. Bu yapılar, Filistin yerleşimleri arasındaki ulaşımı zorlaştırırken, çiftçilerin kendi topraklarına erişimini de saatler süren beklemelere ve keyfi uygulamalara maruz bırakıyor. Özellikle Hasat mevsimlerinde tarım arazilerine gitmek isteyen Filistinliler, İsrail askerlerinin iznine tabi tutuluyor; bu izinler çoğu zaman verilmiyor veya geciktiriliyor.
Raporda, kontrol noktalarının sadece fiziksel engel olmadığı, aynı zamanda psikolojik bir baskı aracı olarak işlev gördüğü vurgulanıyor. Filistinli aileler, hastaneye gitmek, işe ulaşmak veya okula devam etmek için her gün bu engelleri aşmak zorunda. Bazı bölgelerde iki köy arasındaki mesafe kuş uçuşu birkaç kilometre olsa da, kontrol noktaları nedeniyle bu mesafe onlarca kilometreye çıkabiliyor ve saatler sürebiliyor.
İsrail yönetimi, kontrol noktalarını güvenlik gerekçesiyle savunuyor. Ancak uluslararası hukukçular ve insan hakları örgütleri, bu uygulamaların Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu ve işgal altındaki topraklarda toplu cezalandırma anlamına geldiğini belirtiyor. BM raporu, kontrol noktalarının sayısının son yıllarda istikrarlı biçimde arttığını, bunun da Filistin ekonomisini ve sosyal dokusunu derinden sarstığını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İşgalin Görünmeyen Maliyeti
Batı Şeria'daki hareketlilik kısıtlamaları, sadece Filistinlilerin günlük yaşamını değil, aynı zamanda bölgedeki insani yardım operasyonlarını da sekteye uğratıyor. BM kuruluşları, sağlık ekiplerinin ve yardım konvoylarının kontrol noktalarında saatlerce bekletildiğini, acil durumlarda hayati müdahalelerin geciktiğini rapor ediyor. Dünya Bankası tahminlerine göre, işgal nedeniyle Filistin ekonomisi yılda milyarlarca dolar kaybediyor; hareket kısıtlamaları işgücü verimliliğini düşürüyor ve yatırımı caydırıyor.
Uluslararası toplum, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini ve işgal politikalarını defalarca kınasa da, etkili bir yaptırım mekanizması devreye sokulamıyor. ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'i koruyan vetoları, uluslararası hukukun uygulanmasını engelliyor. Avrupa Birliği ise zaman zaman açıklamalarla durumu eleştirmekle yetiniyor. Bu durum, Filistinliler arasında umutsuzluğu artırırken, iki devletli çözüm ihtimalini daha da zayıflatıyor.
Son dönemde Gazze'de yaşanan çatışmalar ve bölgesel gerilim, Batı Şeria'daki kontrol noktaları meselesini gölgede bırakmış durumda. Ancak BM raporu, işgalin sessiz ama sistematik bir biçimde derinleştiğini gösteriyor. Kontrol noktalarının sayısındaki artış, İsrail'in ilhak politikalarının bir parçası olarak yorumlanıyor; zira bu yapılar, Filistin topraklarını parçalayarak gelecekteki bir Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü imkânsız kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesini uzun yıllardır dış politikasının merkezine yerleştirmiş ve işgal altındaki topraklardaki insani durumu yakından takip etmektedir. Batı Şeria'daki 942 kontrol noktası, Türkiye'nin BM platformlarında dile getirdiği Filistinlilerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlali argümanını güçlendirmektedir. Ankara, iki devletli çözümün savunucusu olarak, bu tür raporları uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek için kullanabilir. Ayrıca, artan kısıtlamalar bölgede insani krizi derinleştirerek Türkiye'nin insani yardım diplomasisini daha da önemli kılmaktadır. Ancak Türkiye'nin İsrail ile olan karmaşık ekonomik ve diplomatik ilişkileri, sert eleştirilerin dozunu belirlemede bir denge unsuru olmaya devam ediyor.