Lübnan ve İsrail, Cuma günü Washington'da ABD sponsorluğunda bir “çerçeve anlaşması” imzalayarak, iki taraf arasındaki uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların çözümüne yönelik beşinci tur müzakereleri sonuçlandırdı. Anlaşma, İsrail'in güney Lübnan'ın bazı bölgelerini işgal etmeye devam etmesi de dahil olmak üzere kritik konulara odaklanıyor. Anlaşmanın detayları henüz tam olarak açıklanmamış olsa da, müzakerelerin kapsamı, iki ülke arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığından kara sınırlarına ve güvenlik düzenlemelerine kadar uzanan bir yelpazeyi kapsıyor. Anlaşma, bölgedeki gerilimi azaltma potansiyeli taşırken, uzun vadeli barış için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Müzakerelerin arka planı ve temel konular
İsrail ve Lübnan arasındaki anlaşmazlık, 1948'de İsrail'in kuruluşundan bu yana devam eden bir sorun. İsrail, 1978 ve 1982'de Lübnan'ı işgal etmiş, 2000 yılında güney Lübnan'dan çekilmiş ancak Shebaa Çiftlikleri olarak bilinen bölgenin kontrolünü elinde tutmayı sürdürmüştür. Bu bölge, Lübnan'ın egemenlik iddiasında olduğu, İsrail'in ise Suriye toprağı olarak gördüğü stratejik bir alandır. Ayrıca, İsrail'in Lübnan karasularında doğal gaz arama faaliyetleri, iki ülke arasında deniz sınırı anlaşmazlığına yol açmıştır.
ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, 2020'de başlamış ve beş tur boyunca taraflar arasında güven artırıcı önlemler üzerinde çalışılmıştır. Bu son turda, özellikle İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesi, sınır güvenliği ve Hizbullah'ın silahsızlanması gibi hassas konular ele alınmıştır. Anlaşma metni, bu konularda tarafların taahhütlerini ve bir takvim içermektedir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın anlaşmaya destek verdiği bildirilirken, her iki ülkede de anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin farklı yorumlar bulunuyor. Lübnan'da Hizbullah, İsrail'in işgalini sona erdirmeyi amaçlayan her türlü adımı desteklediğini belirtirken, İsrail'de sağcı partiler anlaşmayı 'ulusal çıkarlara aykırı' olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu anlaşma, sadece iki ülke arasındaki değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkileme potansiyeline sahip. İsrail-Lübnan sınırında sağlanacak bir istikrar, bölgede İran ve Hizbullah etkisini sınırlayabilir. ABD için ise, bu anlaşma, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı bir kazanım olarak görülüyor. Ayrıca, anlaşmanın Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımına da katkı sağlaması bekleniyor. Ancak, anlaşmanın uygulanması ve tarafların taahhütlerine sadık kalması, bölgedeki barışın kalıcılığı için kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan arasındaki bu anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölgede enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda aktif bir dış politika izliyor. Anlaşmanın, Türkiye'nin kıta sahanlığı ve Mavi Vatan doktrini çerçevesindeki haklarını etkileme potansiyeli var. Ayrıca, Hizbullah'ın silahsızlandırılması gibi konular, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri ve Lübnan'daki siyasi istikrara olan ilgisi açısından önem taşıyor. Türkiye, bu tür anlaşmaların bölgesel barışa katkı sağlaması durumunda destekleyici bir tutum benimseyebilir, ancak kendi çıkarlarını korumak için yakından takip edecektir.