Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ABD'deki göçmen gözaltı merkezlerinde hayatını kaybedenlerin sayısındaki artışın ardından bağımsız bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. Trump yönetiminin ikinci döneminde göçmen ölümlerinde ciddi bir artış yaşandığı belirtiliyor. BM yetkilisi, bu ölümlerin şeffaf bir şekilde araştırılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Artan Ölümler ve Gözaltı Koşulları
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tesislerinde 2025 yılında en az 30 göçmen hayatını kaybetti. Bu sayı, önceki yıllara göre belirgin bir artışı işaret ediyor. Ölenler arasında kronik hastalıkları olanlar, yaşlılar ve psikolojik sorunları bulunan kişiler yer alıyor. İnsan hakları örgütleri, gözaltı koşullarının kötüleştiğini, tıbbi bakımın yetersiz kaldığını ve aşırı kalabalık nedeniyle hijyen koşullarının bozulduğunu rapor ediyor.
Volker Türk, yaptığı yazılı açıklamada, "Gözaltı merkezlerinde yaşanan ölümler derin endişe verici. ABD hükümetini, bu ölümlerin her birinin bağımsız ve kapsamlı bir şekilde soruşturulmasını sağlamaya çağırıyoruz. Ayrıca, gözaltı sürelerinin azaltılması ve alternatif tedbirlerin uygulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Küresel Tepkiler ve İnsan Hakları Boyutu
BM'nin bu çağrısı, uluslararası toplumda yankı buldu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi, konuya ilişkin endişelerini dile getirirken, Uluslararası Af Örgütü de ABD'yi uluslararası insan hakları normlarını ihlal etmekle suçladı. Örgütün raporuna göre, gözaltı merkezlerindeki ölümlerin çoğu önlenebilir nedenlerden kaynaklandı. Göçmenlerin sınır dışı edilmeden önce ortalama 45 gün gözaltında tutulduğu, bu sürenin insani olmayan koşullarda geçtiği belirtiliyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, gözaltı merkezlerinin standartlara uygun olduğunu ve ölümlerin büyük ölçüde önceden var olan sağlık sorunlarından kaynaklandığını savundu. Ancak, bağımsız gözlemciler ve sivil toplum kuruluşları bu iddiayı reddediyor.
Trump yönetiminin göçmen politikaları, özellikle ailelerin ayrıştırılması ve sığınma başvurularının kısıtlanmasıyla uluslararası alanda eleştiri konusu olmuştu. BM'nin bu son çağrısı, ABD'nin insan hakları konusundaki taahhütlerini yeniden sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç ve iltica politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, uluslararası insan hakları normlarının evrenselliği bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan bir ülke olarak, göçmenlerin insan haklarına saygılı bir şekilde muamele edilmesi gerektiğini savunuyor. BM'nin ABD'ye yönelik bu eleştirisi, Türkiye'nin de benzer konularda uluslararası standartlara uyum sağlama çabalarını dolaylı olarak destekliyor. Ayrıca, ABD-Türkiye ilişkilerinde göç politikalarının bir gündem maddesi olması olasılığını akla getiriyor.