Birleşmiş Milletler (BM), Salı gününden bu yana Hürmüz Boğazı'ndan 115 geminin ve yaklaşık 2.500 denizcinin tahliye edildiğini açıkladı. BM yetkilileri, tahliyelerin bölgedeki artan güvenlik riskleri nedeniyle gerçekleştirildiğini belirtti. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yolu olarak öne çıkıyor. Tahliyelerin, bölgede son haftalarda yaşanan askeri gerilimlerin ardından hız kazandığı ifade ediliyor. BM Denizcilik ve Ulaştırma Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, tahliye edilen gemilerin büyük çoğunluğunun yük ve petrol tankerleri olduğu, denizcilerin ise güvenli limanlara ulaştırıldığı bildirildi.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, İran'ın güney kıyıları ile Umman arasında yer alan dar bir geçittir. Boğaz, küresel enerji piyasaları için hayati öneme sahip; günlük yaklaşık 17 milyon varil petrol buradan geçiyor. Son yıllarda ABD ve İran arasında artan gerilim, boğazın güvenliğini tehdit eder hale geldi. Özellikle 2019'da yaşanan mayınlama ve tanker saldırıları, bölgedeki deniz trafiğini ciddi şekilde etkilemişti. BM verilerine göre, bu yılın başından bu yana boğazda 30'dan fazla güvenlik ihlali rapor edildi. Tahliyelerin, bölgede konuşlu askeri güçlerin tatbikatları ve olası bir çatışma endişesiyle arttığı belirtiliyor. BM, tahliye edilen denizcilerin psikolojik ve sağlık durumlarının iyi olduğunu, ancak bölgede ticari faaliyetlerin durma noktasına geldiğini vurguladı.
İran yönetimi, boğazın kendi egemenliği altında olduğunu ve gemilerin güvenliğini sağlayacaklarını açıklasa da, uluslararası denizcilik örgütleri bölgenin riskli olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor. BM, tahliyelerin koordinasyonu için bölge ülkeleriyle işbirliği yaptığını ve 11 güvenli liman belirlendiğini duyurdu. Bu limanlar arasında Dubai, Fujairah ve Maskat gibi bölgesel merkezler yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açtı. Petrol fiyatları, haberin duyulmasının ardından %2 oranında yükseldi. Analistler, boğazın kapanması durumunda petrol arzında ciddi aksamalar yaşanabileceğini ve bunun küresel ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. ABD ve Avrupa Birliği, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için ortak devriye faaliyetlerini artırma kararı aldı. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, alternatif tedarik rotaları arayışına girdi. BM Güvenlik Konseyi, konuyu acil gündem maddesi olarak ele almayı planlıyor. Bölge ülkeleri ise gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Umman ve Kuveyt, arabuluculuk teklifinde bulunurken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kendi deniz güvenlik önlemlerini artırdı.
Uzmanlar, bu tahliyelerin bölgedeki istikrarsızlığın bir yansıması olduğunu ve önümüzdeki günlerde benzer olayların yaşanabileceğini ifade ediyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), tüm gemilere boğazı geçerken ekstra tedbir almaları çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmeyi yakından takip etmektedir. Boğaz, Türkiye'nin enerji ithalatında kritik bir rol oynamasa da, küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar Türkiye ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Artan petrol fiyatları, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu baskılayabilir. Ayrıca, bölgedeki deniz güvenliği, Türk deniz ticaret filosu için de risk oluşturmaktadır. Türkiye, İran ile iyi ilişkilerini kullanarak arabuluculuk rolü üstlenebilir. NATO üyesi olarak, boğazın güvenliği konusunda müttefikleriyle koordinasyon halinde olması beklenir. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.