Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınadı. Konsey üyeleri, 7 Ağustos tarihli açıklamalarında Husilerin füze saldırılarını kınadıklarını hatırlatarak, sivil ve enerji altyapısına düzenlenen ve aralarında kadınlar ile çocukların da bulunduğu sivillerin yaralanmasına yol açan saldırıları kınadı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, BM Güvenlik Konseyi cuma günü yaptığı yazılı açıklamada, Husilerin sınır ötesi saldırılarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Saldırıların Arka Planı ve Bölgesel Gerilim
Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı operasyon düzenliyor. BM Güvenlik Konseyi'nin kınaması, Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Cidde gibi şehirlerdeki petrol rafinerilerini hedef almasının ardından geldi. Saldırılarda çok sayıda sivil yaralandı; Suudi yetkililer, hava savunma sistemlerinin çoğu füze ve İHA'yı düşürdüğünü ancak yine de can kaybı ve yaralanmaların yaşandığını bildirdi. Konsey, tüm taraflara sivilleri koruma ve uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yaptı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de defalarca Yemen'deki çatışmanın siyasi çözüm gerektirdiğini belirterek, Husilerin sınır ötesi saldırılarının barış çabalarını baltaladığını söyledi. ABD ve Avrupa ülkeleri de Husilerin saldırılarını kınayarak, İran'ın Husilere silah sağladığı iddialarını gündeme getirdi. Tahran ise bu suçlamaları reddediyor.
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. BM'ye göre, ülkede 4 milyondan fazla insan yerinden edildi ve milyonlarca kişi açlıkla karşı karşıya. Husilerin Suudi Arabistan'a saldırıları, hem Yemen içindeki çatışmayı hem de bölgesel güvenlik dinamiklerini derinden etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Suudi Arabistan, Husilerin saldırılarını "terör eylemi" olarak nitelendiriyor ve karşı saldırı hakkını saklı tutuyor. Kızıldeniz'deki enerji nakil hatları ve küresel petrol arzı, bu saldırılardan doğrudan etkileniyor. Son saldırılarda Suudi Arabistan'ın günlük petrol üretiminin bir kısmı geçici olarak durduruldu, bu da dünya petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oldu. Uluslararası denizcilik güvenliği açısından da Bab-ül Mendep Boğazı'ndaki Husi kontrolü, küresel ticareti tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin açıklaması, Husilerin meşru bir siyasi aktör olarak tanınmadığını ve saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu teyit ediyor. Ancak Konsey içinde daimi üyeler arasında Yemen politikası konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Rusya ve Çin, Suudi liderliğindeki koalisyonun operasyonlarını da eleştirerek, tüm tarafların sivil kayıplardan sorumlu olduğunu savunuyor. Buna rağmen Konsey, Husilerin saldırılarını kınayan ortak bir metin üzerinde uzlaştı.
Uzmanlar, Husilerin saldırılarının İran'ın bölgesel nüfuz mücadelesinin bir parçası olduğunu ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşını yansıttığını belirtiyor. Yemen'deki savaş, Orta Doğu'da mezhep temelli gerilimin en somut örneklerinden biri haline geldi. BM'nin kınaması, diplomatik bir baskı aracı olsa da sahada kalıcı bir ateşkes sağlanması için daha kapsamlı müzakereler gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alarak, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimde denge politikası izliyor. Husilerin Suudi Arabistan'a saldırıları, Kızıldeniz ve Bab-ül Mendep Boğazı'ndaki güvenlik riskini artırarak Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yollarını dolaylı olarak etkiliyor. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik girişimlerini zorlaştırıyor. Türkiye, BM çatısı altında yürütülen ateşkes çabalarına destek vererek, insani yardımların ulaştırılması ve siyasi sürecin canlandırılması için çağrıda bulunmayı sürdürüyor.