Dünya, iklim şokları, çatışmalar ve küresel yakıt krizinin yanı sıra artan faiz oranları ve bağışçı kesintileriyle boğuşurken, Birleşmiş Milletler gıda ajansı artan gıda fiyatlarıyla karşı karşıya olanlara yardım etme kapasitesini yitiriyor. Uzmanlar, ABD'nin yardım kesintilerinin BM Dünya Gıda Programı (WFP) üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ve dünyanın 'kör' bir gıda krizine doğru ilerlediğini belirtiyor.
Artan İhtiyaç, Azalan Kaynak
Küresel gıda krizi, son yıllarda üst üste gelen şoklarla derinleşti. COVID-19 salgınının ardından yaşanan tedarik zinciri sorunları, Ukrayna savaşının tahıl ihracatını aksatması ve iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olayları, gıda fiyatlarında rekor artışlara neden oldu. Bu durum, özellikle düşük gelirli ülkelerde milyonlarca insanı açlık riskiyle karşı karşıya bıraktı. Ancak artan ihtiyaca rağmen, başta ABD olmak üzere büyük bağışçı ülkelerin yardım bütçelerini kısması, BM ajanslarının operasyonlarını daraltmasına yol açıyor.
ABD'nin son dönemde açıkladığı yardım kesintileri, WFP'nin en büyük bağışçısı olması nedeniyle kritik önem taşıyor. Ajans, 2023 yılında 160 milyon kişiye yardım ulaştırmayı hedeflemişti, ancak fon eksikliği nedeniyle bu hedefin gerisinde kalabilir. Uzmanlar, kesintilerin özellikle Sahra Altı Afrika, Yemen, Afganistan ve Suriye gibi kriz bölgelerinde gıda yardımlarında ciddi aksamalara yol açacağı uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, küresel ekonomik ortam da yardım kuruluşlarını zorluyor. Artan faiz oranları, borçlanma maliyetlerini yükseltirken, enflasyon nedeniyle gıda ve lojistik maliyetleri de artıyor. Bu durum, aynı bütçeyle daha az kişiye ulaşılması anlamına geliyor. WFP, 2024 yılı için acil olarak 20 milyar dolar ek fon çağrısında bulundu, ancak bağışçıların ekonomik zorlukları ve Ukrayna savaşı gibi öncelikli krizler nedeniyle bu çağrıya yeterli yanıt gelmiyor.
Küresel Etkiler ve Gelecek Perspektifi
Gıda yardımlarındaki kesintiler, yalnızca insani bir trajedi değil, aynı zamanda küresel istikrar için de bir tehdit. Açlık, toplumsal huzursuzlukları körükleyebilir, göç hareketlerini artırabilir ve çatışmaları derinleştirebilir. Özellikle zayıf devletlerde gıda güvensizliği, radikal grupların güç kazanmasına zemin hazırlayabilir. BM yetkilileri, gıda yardımlarının sürdürülebilir olması için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2025 yılına kadar 300 milyondan fazla insanın akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceğini tahmin ediyor. Bu tablo, sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de sekteye uğratıyor. Dünya liderleri, gıda sistemlerinin dönüştürülmesi ve iklim direncinin artırılması konusunda acil adımlar atmazsa, gelecekte daha büyük krizler kapıda.
Bu bağlamda, BM Genel Sekreteri António Guterres, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, "Dünya açlıkla mücadelede kritik bir kavşakta. Yardım kesintileri, milyonların hayatını tehlikeye atıyor. Derhal harekete geçmeliyiz" ifadelerini kullandı. Ancak somut adımların atılması için siyasi irade ve finansal taahhütler gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel gıda krizi ve BM yardım kuruluşlarındaki fon kesintileri, Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, bölgesinde önemli bir insani yardım aktörü olarak, Suriye, Irak, Somali gibi ülkelerde gıda yardımları yürütüyor. BM ajanslarındaki kaynak azalması, Türkiye'nin insani diplomasi kapasitesini artırabileceği gibi, aynı zamanda artan göç dalgaları ve sınır güvenliği açısından risk oluşturabilir. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye'nin enflasyon ve gıda güvenliği politikalarını da baskı altında tutmaya devam edecek. Türkiye'nin, bölgesel istikrar için gıda yardımlarını ve tarımsal işbirliklerini güçlendirmesi kritik önem taşıyor.