Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Genel Sekreterlik için yarışan yedi aday arasında perşembe günü ilk kez oylama yapacak. Bu, 2026 yılında görev süresi dolacak olan António Guterres'in yerine geçecek ismi belirleme sürecinin resmi başlangıcını işaret ediyor. Yarış, küresel jeopolitik gerilimlerin gölgesinde geçerken, adayların kaderi büyük ölçüde Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere) vetolarına bağlı olacak.
Yedi Aday, Tek Koltuk: İşte Yarışın Öne Çıkan İsimleri
BM Genel Sekreterliği için resmi adaylığını açıklayan yedi isim bulunuyor. Bu isimler arasında eski devlet başkanları, eski bakanlar ve üst düzey BM yetkilileri yer alıyor. Adaylardan bazıları şöyle:
Kolombiya eski Dışişleri Bakanı Susana Malcorra, kadın ve Latin Amerika temsiliyeti açısından öne çıkıyor. Eski Slovenya Cumhurbaşkanı Danilo Türk, Doğu Avrupa'nın sözcüsü konumunda. Moldova eski Başbakanı Maia Sandu, reformist bir çizgi izliyor. Eski Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark, kalkınma ve iklim değişikliği konularındaki deneyimiyle biliniyor. Eski İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Robinson, insan hakları savunucusu kimliğiyle dikkat çekiyor. Eski Portekiz Başbakanı António Costa ise Avrupa Birliği'nin eski dönem başkanı olarak tanınıyor. Son olarak, BM Genel Sekreterliği'ne ilk kez bir Orta Doğu ülkesinden aday olan Ürdünlü Prens Zeid Ra'ad Zeid Al-Hussein, insan hakları alanındaki çalışmalarıyla öne çıkıyor.
Ancak adayların büyük bir kısmı, özellikle Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin coğrafi denge gözetme geleneği nedeniyle yarışın dışında kalabilir. Zira BM'ye göre, Genel Sekreterlik görevi bölgesel rotasyona tabidir ve bu kez Doğu Avrupa'nın sırası olduğu yorumları yapılıyor. Bu nedenle, Danilo Türk ve Maia Sandu gibi Doğu Avrupalı adayların şansı daha yüksek görünüyor.
Güvenlik Konseyi'nde Kulis: Vetolar ve Coğrafi Denge Kritik Rol Oynayacak
Perşembe günkü oylama, adayların Güvenlik Konseyi üyeleri tarafından 'teşvik' (encourage), 'çekinme' (discourage) veya 'veto' şeklinde değerlendirileceği bir 'straw poll' (yoklama oylaması) niteliğinde. Bu oylama resmi olmasa da, adayların kaderini belirlemede belirleyici bir öneme sahip. Sonuçlar, kamuoyuna isimler açıklanmadan duyurulacak, ancak süreç içinde adayların geri çekilmesi bekleniyor.
Güvenlik Konseyi'nde bu kez Rusya ve Çin'in tutumu kilit önem taşıyor. Batılı ülkelerin desteklediği bir aday, Rusya ve Çin'in vetosuyla karşılaşabilir. Öte yandan, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgali nedeniyle Batı ile yaşanan gerilim, BM'deki işbirliğini de zorlaştırıyor. Bu durum, Genel Sekreter seçiminin yanı sıra BM'nin geleceği açısından da ciddi bir sınav oluşturuyor.
Genel Sekreter'in görev süresi 1 Ocak 2026'da başlayacak. Bu nedenle, Güvenlik Konseyi'nin yıl sonuna kadar bir isim üzerinde anlaşması bekleniyor. Süreç, Genel Kurul'un onayıyla tamamlanacak. Ancak uzmanlar, daimi üyeler arasındaki derin görüş ayrılıklarının bu süreci zora sokabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Sekreterliği seçimini yakından takip ediyor. Yeni Genel Sekreter'in, BM Güvenlik Konseyi'nin reformu ve uluslararası sistemin daha adil ve kapsayıcı hale getirilmesi konularında daha aktif bir rol oynaması Ankara tarafından bekleniyor. Türkiye, özellikle Doğu Avrupa'dan bir adayın seçilmesi durumunda, bu bölgeyle ilişkilerinin gelişebileceğini öngörüyor. Ayrıca, seçilecek ismin Filistin meselesi, Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler konusundaki tutumu, Türkiye'nin çıkarları açısından belirleyici olacak. Ankara, BM'nin küresel krizlere çözüm üretme kapasitesinin artırılması ve örgütün daha etkin bir mekanizmaya dönüşmesi gerektiğini savunuyor.