Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ile İran arasında yeniden alevlenen askeri çatışmalar karşısında 'alarma geçtiğini' bildirdi. BM Sözcüsü Stephane Dujarric tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte yaşanan olayların iki ülke arasındaki diplomatik ilerlemeyi rayından çıkarma riski taşıdığı vurgulandı. Gerginlik, özellikle Basra Körfezi'nde artan devriye faaliyetleri ve İran'a yönelik yeni ABD yaptırımlarının ardından tırmanışa geçti. Guterres, tarafları itidal çağrısında bulunarak, diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret etti.
Son 24 Saatte Neler Oldu?
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları'na bağlı deniz kuvvetlerinin son günlerde Basra Körfezi'nde ABD savaş gemilerine 'tehlikeli yaklaşmalar' gerçekleştirdiğini duyurdu. İran tarafı ise ABD'nin bölgedeki varlığını 'provokatif' olarak nitelendirirken, kendi egemenlik haklarını savunduklarını belirtti. Bu gelişmeler, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki uluslararası çabaların gölgesinde yaşanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporunda İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini artırdığına dair işaretler bulunması, endişeleri daha da artırmış durumda.
BM Sözcüsü Dujarric, günlük basın brifinginde, 'Genel Sekreter, tarafları gerginliği artıracak eylemlerden kaçınmaya ve diplomatik yollara yönelmeye çağırıyor' ifadelerini kullandı. Guterres'in ayrıca, bölgesel istikrarın korunması için ABD ve İran'ın yanı sıra diğer bölge ülkeleriyle de temas halinde olduğu bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran gerginliği, yalnızca iki ülke arasında bir sorun olmanın ötesinde, tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Basra Körfezi'ndeki petrol geçiş yollarının güvenliği, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkilerken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri de bu gelişmeleri yakından izliyor. İran'ın nükleer faaliyetleri ise İsrail'in sert tepkisine yol açarken, Tel Aviv yönetimi Tahran'ın askeri kapasitesine karşı 'önleyici operasyon' seçeneğini masada tutuyor. Bu tırmanış, aynı zamanda Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile İran arasında devam eden diyalog sürecini de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de ABD ile karmaşık ilişkilere sahip bir ülke olarak bu gerginlikten doğrudan etkileniyor. İran'la 535 kilometrelik kara sınırını paylaşan Türkiye, sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında Tahran'la iş birliğine ihtiyaç duyuyor. ABD ile ise NATO müttefiki olmasına rağmen Suriye ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler nedeniyle zaman zaman zorlu bir diyalog yürütüyor. Bu kriz, Türkiye'nin enerji güvenliğini de tehdit ediyor; zira Basra Körfezi'nden geçen petrol sevkiyatı, Türkiye'nin ham petrol ithalatının önemli bir kısmını oluşturuyor. Ankara, tansiyonun düşürülmesi ve bölgesel istikrarın korunması için hem Washington hem de Tahran nezdinde arabuluculuk rolü üstlenebilir; ancak mevcut güven ortamında bu çabaların başarı şansı sınırlı görünüyor.