Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 2026 yıllık toplantısı, İran'a yönelik olası bir savaş ve Gazze'de soykırım iddialarının gölgesinde gerçekleşti. New York'ta dünya liderlerini bir araya getiren zirvede, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve insani kriz ana gündem maddeleri oldu. Toplantıya katılan ülke temsilcileri, İran'a yönelik askeri müdahale çağrıları ile Gazze'deki kayıpların artması arasında sıkışan bir diplomasi trafiği yürüttü.
İran gerilimi ve Gazze'deki insani tablo
BM Genel Kurulu'ndaki tartışmaların merkezinde, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik artan endişeler yer aldı. Batılı ülkeler, Tahran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve askeri seçeneklerin masada olduğu mesajını verirken, İran heyeti bu suçlamaları reddederek meşru savunma hakkını vurguladı. Öte yandan Gazze'de devam eden çatışmalar, uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü gözler önüne serdi. Birçok ülke, Gazze'de yaşananların soykırım tanımına uyduğunu belirterek acil ateşkes ve insani yardım koridorlarının açılmasını talep etti.
Zirvede konuşan bazı liderler, Gazze'deki sivil kayıpların kabul edilemez boyutlara ulaştığını ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini ifade etti. İsrail temsilcileri ise operasyonların kendini savunma amacı taşıdığını ve Hamas'ın sivil altyapıyı kalkan olarak kullandığını öne sürdü. Bu karşılıklı suçlamalar, BM çatısı altında yeni bir diplomatik krizin fitilini ateşledi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
BM Genel Kurulu'ndaki gerilim, yalnızca Orta Doğu ile sınırlı kalmadı. Küresel güçler arasındaki rekabet, İran ve Gazze dosyalarında farklı pozisyonlar alınmasına yol açtı. ABD, İran'a karşı sert bir tutum sergilerken, Rusya ve Çin, askeri müdahale yerine diyaloğun önceliklendirilmesi çağrısında bulundu. Avrupa Birliği ülkeleri ise Gazze'deki insani felakete dikkat çekerek ateşkesin acilen sağlanması gerektiğini vurguladı.
Zirve sırasında yapılan ikili görüşmelerde, enerji güvenliği ve mülteci akınları gibi konular da ele alındı. İran'a yönelik olası bir savaşın, küresel petrol fiyatlarını dalgalandıracağı ve bölgesel istikrarı daha da bozacağı endişesi dile getirildi. Gazze'deki krizin çözülmemesi halinde, radikal grupların güç kazanacağı ve yeni çatışma alanlarının doğabileceği uyarısı yapıldı.
BM Genel Sekreteri, tüm taraflara itidal çağrısında bulunarak, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Ancak Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkileri nedeniyle somut adım atılamaması, kurumun etkinliği konusunda soru işaretleri yarattı. Genel Kurul'da alınan kararlar bağlayıcı olmasa da, uluslararası kamuoyunun nabzını yansıtması açısından önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Kurulu'ndaki İran ve Gazze gündeminde aktif bir diplomasi yürüterek bölgesel istikrarın sağlanması için çağrılarda bulundu. Ankara, Gazze'deki insani krizin sona erdirilmesi ve İran ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini savunuyor. Olası bir İran savaşı, Türkiye'nin enerji ithalatı ve sınır güvenliği açısından ciddi riskler taşıyor. Ayrıca mülteci akınları ve ekonomik dalgalanmalar, Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin arabuluculuk rolü, bölgesel liderlik iddiasını güçlendirebilir.