Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 2026 yılı oturumunda, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü olası savaşın ana gündem maddesi olması bekleniyor. Middle East Eye'ın haberine göre, uluslararası toplumun dikkati, Orta Doğu'da tırmanan gerilime ve olası bir askeri çatışmanın küresel sonuçlarına çevrilmiş durumda. Genel Kurul, her yıl olduğu gibi dünya liderlerini bir araya getirirken, bu yılki toplantıların merkezinde İran nükleer programı ve buna bağlı gelişen güvenlik krizi yer alacak.
Gerilimin Arka Planı
ABD ve İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer programını ve bölgesel etkisini kendi ulusal güvenliklerine tehdit olarak görüyor. İran'ın nükleer anlaşmadan (JCPOA) kademeli olarak çekilmesi ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, Batı başkentlerinde endişe yaratmıştı. 2025 yılı boyunca artan karşılıklı restleşmeler, 2026'da açık bir çatışma ihtimalini gündeme getirdi. İsrail'in İran'daki nükleer tesislere yönelik olası hava operasyonları ve ABD'nin bu operasyonlara verebileceği destek, uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
BM Genel Kurulu'nda bu konu, özellikle ABD ve İsrail delegasyonlarının yapacağı konuşmalarla şekillenecek. İran temsilcilerinin ise kürsüden sert mesajlar vermesi ve uluslararası toplumu savaş karşıtı bir tutum almaya çağırması bekleniyor. Rusya ve Çin'in, olası bir askeri müdahaleye karşı çıkarak diplomatik çözüm çağrısı yapması muhtemel. Avrupa ülkeleri ise bir yandan İran'ın nükleer faaliyetlerini kınarken, diğer yandan savaşın önlenmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olası bir ABD-İsrail-İran savaşı, sadece Orta Doğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını ve güvenlik mimarisini de derinden etkileyecek. İran, Hürmüz Boğazı üzerinden dünya petrol arzının önemli bir kısmını kontrol ediyor. Çatışma durumunda petrol fiyatlarının fırlaması, küresel ekonomiyi stagflasyon riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen'de açacağı cepheler, bölgesel istikrarsızlığı daha da artırabilir.
BM Genel Kurulu'nda yapılacak görüşmeler, olası bir askeri müdahalenin meşruiyeti açısından kritik önem taşıyor. ABD yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için tüm seçeneklerin masada olduğunu söylerken, İsrail ise kendi güvenliği için önleyici saldırı hakkını saklı tutuyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, BM Güvenlik Konseyi'nden açık bir yetki olmadan yapılacak bir askeri müdahalenin tartışmalı olacağını belirtiyor. Genel Kurul kararları bağlayıcı olmasa da, uluslararası meşruiyet ve kamuoyu baskısı açısından önemli bir platform oluşturuyor.
Toplantıda ayrıca, İran'a yönelik yeni yaptırımlar ve diplomatik izolasyon çabaları da gündeme gelebilir. Ancak birçok ülke, yaptırımların İran halkını olumsuz etkilediğini ve diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğini savunuyor. BM Genel Sekreteri'nin, taraflara itidal çağrısı yapması ve acil bir diplomatik zirve önermesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir sınırı olan ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen bir ülke olarak, olası bir ABD-İsrail-İran savaşından en çok etkilenecek aktörlerden biri. Savaş, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilir; İran doğal gazı Türkiye'nin önemli bir kaynağı. Ayrıca mülteci akını, terör riski ve ticaret yollarının kesilmesi gibi sorunlar kapıda. Türkiye, diplomatik çözüm için aktif rol oynamalı ve BM çatısı altında barış girişimlerini desteklemeli. Mevcut dengede, Ankara'nın hem ABD hem de İran ile ilişkilerini koruyarak arabuluculuk yapması kritik önem taşıyor.