Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik insani yardım geçişlerini yalnızca Kerem Şalom Sınır Kapısı ile sınırlandırmasının ardından, bölgedeki insani koşulların ‘büyük ölçüde’ kötüleştiği uyarısında bulundu. BM Sözcüsü, İsrail’in yeniden açtığı tek kargo geçiş noktası olan Kerem Şalom’un, abluka altındaki bölgede gıda kıtlığı ve sivillere dağıtılan öğün sayısındaki keskin düşüş karşısında yetersiz kaldığını ifade etti. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine atıfta bulunan sözcü, bölgede açlık riskinin her geçen gün arttığını vurguladı. İsrail’in daha önce Refah Sınır Kapısı’nı kapatması ve yardım tırlarının girişine kısıtlama getirmesi, sivillerin temel ihtiyaçlara ulaşımını neredeyse imkânsız hale getirdi.
Gelişmenin arka planı: Yardım koridorları daralıyor
İsrail, 7 Ekim 2023’te başlayan çatışmaların ardından Gazze’yi karadan, denizden ve havadan tam abluka altına almıştı. Zamanla uluslararası baskılar sonucu Mısır sınırındaki Refah Kapısı ve İsrail’in kontrolündeki Kerem Şalom Kapısı sınırlı da olsa yardım geçişlerine açılmıştı. Ancak son haftalarda İsrail ordusu Refah’ta yoğun operasyonlar düzenlerken, bu geçiş noktasını da kapatarak yalnızca Kerem Şalom’u faal bıraktı. OCHA verilerine göre, mayıs ayı ortasında günlük yaklaşık 200 tır yardım girişi yapılırken, bu sayı haziran başında 90’ın altına düştü. Sivillere ulaştırılan sıcak yemek sayısı ise yüzde 40 azaldı.
BM Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze’de nüfusun yüzde 80’inin ciddi gıda güvensizliği yaşadığını, kuzey bölgelerinde ise durumun kıtlık sınırına dayandığını raporladı. İsrail, yardımların Hamas tarafından ele geçirilmesini önlemek için sıkı denetim uyguladığını savunurken, BM ve yardım kuruluşları mevcut koridorun ihtiyacı karşılamaya yetmediğinde ısrar ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze’deki yardım krizi, bölgesel istikrarı doğrudan tehdit eden bir unsura dönüşmüş durumda. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, kitlesel göç dalgası endişesiyle sınırlarını sıkı tutarken, BM Güvenlik Konseyi’nde ateşkes çağrıları sonuçsuz kalıyor. ABD’nin İsrail’e yönelik askeri desteği sürerken, Avrupa Birliği ülkeleri ateşkes yönünde daha güçlü adımlar atılmasını talep ediyor. Öte yandan, İran ve Hizbullah’ın çatışmaların yayılmasına yönelik söylemleri, Lübnan sınırında gerilimi yüksek tutuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail liderleri hakkında soruşturma başlatması ise hukuki boyutu öne çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze’deki insani krizin başlangıcından bu yana İsrail’e yönelik sert eleştirilerde bulunurken, yardım malzemesi gönderen ilk ülkeler arasında yer aldı. Ancak Kerem Şalom’daki tek kapı uygulaması, Türkiye’nin bölgeye yönelik insani diplomasisini sınırlandırıyor. Ankara, Mısır ve Katar ile koordinasyon içinde kalıcı ateşkes için arabuluculuk çabalarını sürdürse de, yardımların engellenmesi bu girişimlerin etkisini zayıflatıyor. Türkiye’nin İsrail ile ticari ilişkilerinin geçmişte olduğu gibi krizden etkilenme potansiyeli, ekonomik boyutu da gündeme taşıyor. Bölgede artan istikrarsızlık, Doğu Akdeniz enerji projeleri ve güvenlik dengeleri açısından Ankara’yı yakından ilgilendiriyor.