Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail-Filistin çatışmasının on yıllardır çözümsüz kaldığını vurgulayarak, Orta Doğu'nun 'daha derin bir krize sürüklendiğini' ve 'çatışmanın tamamen yeniden başlaması' riski bulunduğunu söyledi. Guterres, 'tek güvenilir yol' olarak iki devletli çözüm konusunda ciddi adımlar atılması çağrısında bulundu. BM'nin açıklaması, bölgede tırmanan gerilim ve insani krizin derinleşmesi ışığında geldi.
Krizin arka planı
Guterres, New York'ta düzenlediği basın toplantısında, İsrail-Filistin çatışmasının çözümsüzlüğünün bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtti. 'On yıllardır süren bu çatışma, kuşaklar boyu acı ve yıkıma neden oldu. Artık ciddi olmanın zamanı geldi' dedi. BM verilerine göre, 2023 yılı boyunca işgal altındaki Batı Şeria'da 200'den fazla Filistinli, İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından öldürüldü. Gazze Şeridi'nde ise Hamas ve İsrail arasında mayıs ayında yaşanan çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Guterres, uluslararası toplumu Filistin devletinin kurulması yönünde somut adımlar atmaya çağırdı. 'İki devletli çözüm, hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin güvenlik, refah ve onur içinde yaşayabileceği tek gelecek vaadidir' diye ekledi.
Bölgesel ve küresel boyut
BM'nin uyarısı, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini genişletmesi ve Gazze ablukasını sıkılaştırmasıyla eş zamanlı geldi. Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri, İsrail'e yeni yaptırımlar uygulamayı değerlendirirken; ABD, İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunmaya devam ediyor. Rusya ve Çin ise BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail aleyhine kararlar çıkarılmasını destekliyor. Bölgede tırmanan gerilim, İran'ın nükleer programı ve Lübnan'daki Hizbullah'ın varlığı gibi diğer krizlerle birleşince, geniş çaplı bir çatışma riski artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve İsrail ile son dönemde normalleşme adımları arasında hassas bir denge yürütüyor. BM'nin uyarısı, Ankara'nın bölgede arabuluculuk rolünü yeniden canlandırma çabalarına ivme kazandırabilir. Türkiye, gerek insani yardım gerekse diplomatik girişimlerle krizin yumuşatılmasında kilit aktör olmayı hedefliyor. Ayrıca, çatışmaların büyümesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarlarını da etkileyebileceğinden, Ankara'nın istikrar adımları yakından takip edilmelidir.