Birleşmiş Milletler İnsani İşler Şefi Tom Fletcher, Gazze Şeridi'ndeki durumu 'insani geçici çözümler ve Filistinlilerin direnci' sayesinde ayakta kaldığını belirtti. Fletcher, 'Bugün Gazze'deki Filistinliler, sizlerin kendi aileleriniz için talep edeceğiniz temel ihtiyaçlardan mahrum yaşıyor' ifadelerini kullandı. Ateşkesin ardından geçen haftalarda bölgede insani yardımların ulaştırılmasında kısmi iyileşmeler yaşansa da, temel altyapı ve sağlık hizmetleri büyük ölçüde tahrip olmuş durumda. BM verilerine göre, Gazze'de 1,9 milyon kişi insani yardıma muhtaç ve 500 binden fazla kişi açlıkla karşı karşıya.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes Süreci ve İnsani Kriz
İsrail ile Hamas arasında 19 Ocak 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, altı haftalık bir ilk aşamayı kapsıyor. Anlaşma kapsamında İsrail, Gazze'ye günlük 600 yardım tırı girişine izin verirken, Hamas da 33 rehineyi serbest bırakmayı taahhüt etti. Şu ana kadar 16 rehine serbest bırakıldı. Ancak BM Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze'ye giren yardım miktarının anlaşma öncesine göre artsa da, kriz öncesi seviyelerin %25'i kadar olduğunu bildiriyor. En kritik sorun, elektrik ve yakıt kıtlığı: Gazze'deki tek enerji santrali yakıtsız kaldı ve hastaneler jeneratörlerle çalışıyor. Sağlık Bakanlığı, 30 hastanenin 18'inin tam kapasite çalışamadığını, ilaç stoklarının kritik seviyede olduğunu açıkladı.
Fletcher'ın açıklamaları, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Gazze'ye çekmeyi amaçlıyor. BM, bu hafta başında Gazze için 4,2 milyar dolarlık insani yardım çağrısı yapmıştı. Fletcher, 'Ateşkes bir soluklanma sağladı ama yetersiz. Altyapı, eğitim, sağlık ve temiz su gibi alanlarda kalıcı çözümlere ihtiyaç var' dedi. Özellikle su arıtma tesislerinin %80'inin hasar görmesi, salgın hastalık riskini artırıyor. Son haftalarda hepatit A ve kolera vakalarında artış kaydedildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rehineler, Müzakere ve Diplomatik Çabalar
Ateşkesin ikinci aşaması için müzakereler devam ediyor. Bu aşamada, tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesi hedefleniyor. Ancak taraflar arasında güven eksikliği en büyük engel. Hamas, İsrail'in ateşkes ihlalleri yaptığını iddia ederken, İsrail de Hamas'ın rehinelerin durumu hakkında yeterli bilgi vermediğini savunuyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda süren görüşmelerde ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği de aktif rol oynuyor. Bölgesel güçler, istikrarsızlığın tüm Ortadoğu'ya yayılmasından endişe ediyor. İran destekli grupların Lübnan ve Yemen'de faaliyetlerini sürdürmesi, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini canlı tutuyor. Bu bağlamda, Gazze'deki insani kriz, sadece bir yardım meselesi değil, aynı zamanda bölgesel barışın sağlanması için kritik bir unsur.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze krizinin başından itibaren insani yardımlarını sürdürmekte ve ateşkes müzakerelerinde arabuluculuk yapmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM'deki 'Gazze katliamı' çıkışı, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği önemi göstermektedir. Ateşkesin ikinci aşamaya geçmesi ve kalıcı barışın tesisi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu açısından kritiktir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'de enerji keşifleri ve Mavi Vatan doktrini çerçevesinde, Gazze'deki istikrarsızlık Türkiye'nin deniz yetki alanlarını ve Kıbrıs meselesini de etkileyebilir. İnsani krizin devamı halinde, Türkiye'ye yeni bir sığınmacı dalgası riski de bulunmaktadır. Bu nedenle Ankara, arabuluculuk rolünü güçlendirerek bölgesel istikrara katkı sağlamayı hedeflemektedir.