Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Sudan Uzmanlar Paneli'nin hazırladığı rapora göre, Ekim 2025'te Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) Sudan'ın Darfur bölgesindeki El Fasher kentini ele geçirmesi sırasında 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Raporda, şehirde mahsur kalan yaklaşık 260 bin sivilin zorla yerinden edildiği belirtildi.
El Fasher'de Ne Oldu?
Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaş, ordu ile RSF arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Darfur'un son büyük hükümet kalesi olan El Fasher, aylarca süren kuşatmanın ardından Ekim 2025'te RSF'nin kontrolüne geçti. BM raporuna göre, kentin düşmesinden sonraki günlerde sistematik öldürmeler, yağma ve cinsel şiddet vakaları kaydedildi. Raporda, "yaklaşık 260 bin sivilin" şehirden kaçmak zorunda kaldığı ve çoğunun çevredeki kamplara sığındığı ifade edildi.
El Fasher, 2023 öncesinde yaklaşık 1,5 milyon kişiye ev sahipliği yapıyordu ve bölgede yerinden edilmiş kişiler için önemli bir sığınak noktasıydı. Kuşatma sırasında yardım konvoyları engellendi, gıda ve ilaç stokları tükendi. BM yetkilileri, kentteki sivil altyapının büyük ölçüde tahrip edildiğini aktarıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Soruşturma Çağrıları
Rapor, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) daha önce Darfur'daki savaş suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturmaları yeniden gündeme getirdi. UCM savcılığı, El Fasher'de işlenen suçlarla ilgili delil toplama çalışmalarını sürdürüyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, olayların "savaş suçu ve insanlığa karşı suç" teşkil edebileceğini belirtti.
RSF liderleri, suçlamaları reddederek çatışmaların ordu güçlerinden kaynaklandığını savunuyor. Ancak sahadaki tanık ifadeleri ve uydu görüntüleri, kentin düşüşü sonrası geniş çaplı mezarlıkların oluştuğunu gösteriyor. BM raporunda, ölü sayısının tespit edilemeyen vakalarla birlikte çok daha yüksek olabileceği vurgulandı.
Sudan ordusu, raporu "uluslararası toplumun sessizliğine" bağlayarak RSF'yi destekleyen dış aktörleri eleştirdi. ABD ve Avrupa Birliği, RSF'ye yönelik yaptırımların genişletilmesi çağrısında bulundu. Bölgesel aktörlerden Mısır ve Suudi Arabistan ise çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
El Fasher'in düşüşü, Darfur genelinde zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştirdi. BM verilerine göre, bölgede 3 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda ve yardım kuruluşlarına erişim giderek zorlaşıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), El Fasher çevresindeki kamplarda kolera ve yetersiz beslenme vakalarının arttığını bildirdi.
Dünya Gıda Programı (WFP), Darfur'a insani yardım ulaştırmak için güvenli koridorların açılması gerektiğini yineledi. Ancak çatışan taraflar arasındaki güvensizlik ve bürokratik engeller, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelliyor. BM, 2026 için Sudan'a yönelik insani yardım çağrısını 4,5 milyar dolar olarak açıkladı; ancak şu ana kadar taahhüt edilen fon miktarı yetersiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş, Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan'da hem insani yardım hem de özel sektör yatırımlarıyla uzun süredir varlık gösteriyor; El Fasher'deki katliam, Ankara'nın bölgedeki istikrar arayışını zorlaştırıyor. Türkiye, RSF'ye yönelik uluslararası yaptırımlara mesafeli yaklaşırken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye verdiği iddia edilen destek, Körfez'deki rekabeti derinleştiriyor. Ayrıca, artan göç dalgası ve insani kriz, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki insani diplomasisini test ediyor. Ankara'nın, Mısır ve Suudi Arabistan ile koordineli şekilde ateşkes çağrılarını desteklemesi, bölgesel nüfuzunu koruması açısından kritik.