Birleşmiş Milletler Göç Ajansı (IOM), Afrika'da yeniden yüzünü gösteren Ebola salgınına karşı ülkelerin sınırlarını kapatmak yerine sınır ötesi işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. IOM, sınır kapatmalarının hareketliliği yeraltına iterek bulaşma riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ajans, özellikle Batı ve Orta Afrika'da görülen yeni vakaların, pandemi döneminde edinilen deneyimler ışığında daha etkili bir koordinasyon gerektirdiğini belirtti.
Ebola yeniden sahneye çıktı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2025 yılının ilk aylarında Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Gine'de toplam 14 Ebola vakası tespit edildi. Bunlardan 6'sı hayatını kaybetti. Virüsün yayılma hızı, 2014-2016 Batı Afrika salgınındaki kadar yüksek olmasa da, sağlık altyapısı zayıf ülkelerde ciddi bir tehdit oluşturuyor. IOM, sınır kapatmalarının ekonomik ve sosyal maliyetlerine dikkat çekerek, salgınla mücadelede en etkili yolun ortak sağlık protokolleri ve sürveyans sistemlerinin güçlendirilmesi olduğunu savunuyor. Ajans, ayrıca hareket halindeki nüfusun (mülteciler, göçmen işçiler, kaçak göçmenler) bu süreçte en savunmasız gruplar arasında yer aldığını vurguluyor.
Küresel sağlık güvenliği tehdit altında
Ebola virüsü, yüksek ölüm oranı ve hızlı bulaşma özelliğiyle küresel sağlık güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Son salgın, 2019'daki Kongo salgınından bu yana en büyük vaka sayısına ulaşmış durumda. IOM, ülkeler arasında bilgi paylaşımı, sınır geçişlerinde sağlık taramalarının standartlaştırılması ve hızlı müdahale ekiplerinin ortak eğitimi gibi adımların atılması gerektiğini belirtiyor. Öte yandan, sınır kapatmalarının kaçak geçişleri artırarak virüsün takibini zorlaştırdığına dikkat çekiliyor. IOM Başkanı Amy Pope, "Sınırları kapatmak salgını durdurmaz, sadece daha karmaşık hale getirir" ifadelerini kullandı. Ajans, bu kapsamda uluslararası topluma acil fon sağlanması ve lojistik destek çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri nedeniyle Ebola salgınının dolaylı etkilerine maruz kalabilir. Özellikle Afrika'dan gelen yolcular üzerinden virüsün Türkiye'ye sıçrama riski düşük olsa da, sınır ötesi sağlık krizlerinin küresel tedarik zincirlerini aksatması, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin DSÖ ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ile işbirliği yaparak bölgesel sağlık altyapısının güçlendirilmesine katkı sağlaması, hem insani yardım diplomasisi hem de ekonomik çıkarlar açısından stratejik bir adım olacaktır. Bu bağlamda, IOM'un çağrısına destek verilmesi Türkiye'nin uluslararası sağlık güvenliği konusundaki konumunu güçlendirebilir.