Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı (Cop17), kuraklıkla mücadeleye yönelik küresel bir anlaşmayı imzalamak için son gününe girdi. Zirvenin kapanışında, BM'nin yayımladığı çarpıcı bir rapor, dünya topraklarının yarısının hızla bozulduğunu, ancak denenmiş ve etkili çözümlerin hayata geçirilmediğini ortaya koydu. Delegeler, müzakerelerin sonucunda kuraklık direncini artıracak bağlayıcı bir karar metni üzerinde uzlaşmaya çalışıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) tarafından hazırlanan rapor, dünya genelinde toprak bozulmasının boyutlarını gözler önüne seriyor. Rapora göre, küresel toprak alanlarının yaklaşık yüzde 50'si kuraklık, erozyon, tuzlanma ve kimyasal kirlenme gibi süreçlerle hızla bozuluyor. Bu durum, gıda güvenliğini tehdit ederken, milyonlarca insanın geçim kaynaklarını da yok ediyor. Özellikle Sahra Altı Afrika, Orta Asya ve Güney Asya'da toprak bozulmasının etkileri daha yıkıcı oluyor.
BM yetkilileri, mevcut bilimsel bilgi ve teknolojilere rağmen, bu çözümlerin yeterince uygulanmadığını vurguluyor. Rapor, sürdürülebilir arazi yönetimi, su hasadı, ağaçlandırma ve toprak organik maddesinin artırılması gibi yöntemlerin maliyet etkin olduğunu ancak bunların hayata geçirilmesi için gereken siyasi irade ve finansmanın sağlanmadığını belirtiyor. Ayrıca, kuraklık olaylarının son yirmi yılda %29 arttığı ve iklim değişikliğinin bu durumu daha da kötüleştireceği ifade ediliyor.
Zirvede ele alınan taslak anlaşma, kuraklığa karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması, ulusal kuraklık planlarının oluşturulması ve arazi bozulmasını önlemeye yönelik küresel hedefler belirlenmesini içeriyor. Ancak müzakerelerde, özellikle gelişmekte olan ülkelere finansal destek sağlanması konusunda taraflar arasında görüş ayrılıkları yaşanıyor. Gelişmiş ülkeler, fonların mevcut iklim değişikliği finansmanı mekanizmaları üzerinden aktarılmasını savunurken, gelişmekte olan ülkeler ayrı ve yeni bir finansman kaynağının oluşturulmasını talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Toprak bozulması yalnızca kurak bölgelerin sorunu olmaktan çıkmış durumda. Rapora göre, orman yangınları, yoğun tarım ve hızlı kentleşme nedeniyle tropikal bölgeler ve hatta Avrupa'nın Akdeniz havzasında da ciddi bozulmalar yaşanıyor. Özellikle Akdeniz ülkeleri, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla birlikte çölleşme riskiyle karşı karşıya. Bu durum, tarımsal üretimde düşüşe, göçlere ve su kıtlığına yol açarak siyasi istikrarsızlığı da beraberinde getirebilir.
Uzmanlar, toprak bozulmasının iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Toprak, karbonun en büyük doğal depolama alanlarından biri; ancak bozulma süreci bu karbonun atmosfere salınmasına neden olarak küresel ısınmayı hızlandırıyor. Bu nedenle, toprakların korunması ve restore edilmesi, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, topraklarının yaklaşık yüzde 40'ı kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan bir ülke olarak çölleşme riskiyle yakından ilgili. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde erozyon ve kuraklık, tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, UNCCD sürecinde aktif bir rol oynuyor ve ulusal çölleşmeyle mücadele eylem planları geliştiriyor. Ancak, küresel ölçekte kuraklık ve gıda fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin tarım politikalarını ve su kaynaklarının yönetimini daha da önemli hale getiriyor. Bu zirveden çıkacak kararlar, Türkiye'nin kuraklıkla mücadele kapasitesini güçlendirecek uluslararası iş birliği fırsatları sunabilir.