Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, Çin’in yoksulluğu tamamen ortadan kaldırma ve gezegen sağlığını koruma hedeflerinde Amerika Birleşik Devletleri’ni geçme yolunda olduğunu ortaya koydu. “2026 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu” olarak adlandırılan çalışma, BM’nin 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’ne (SKH) yönelik küresel ilerlemeyi ölçüyor. Raporda, Çin’in özellikle yoksullukla mücadele, temiz enerji yatırımları ve çevre koruma alanlarında kaydettiği ilerleme vurgulanırken, ABD’nin aynı hedeflerde geride kaldığı belirtiliyor.
Raporun arka planı ve temel bulgular
BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı tarafından hazırlanan rapor, 2026 yılı itibarıyla 193 üye ülkenin SKH’ler doğrultusundaki performansını değerlendiriyor. Çin, 17 hedefin büyük bölümünde “yolda” veya “hedefe ulaşmış” kategorisinde yer alırken, ABD birçok göstergede “gerileme” veya “duraklama” işareti veriyor. Özellikle 1 Numaralı Hedef olan “yoksulluğa son” başlığında Çin, son on yılda 100 milyondan fazla insanı aşırı yoksulluktan kurtararak önemli bir başarı elde etti. Buna karşılık ABD’de yoksulluk oranları pandemi sonrası dalgalanma gösterirken, gelir eşitsizliği derinleşiyor. Çevre ve iklim hedeflerinde de Çin, yenilenebilir enerji kapasitesini hızla artırarak karbon emisyonlarını azaltma konusunda iddialı adımlar atıyor; ABD ise fosil yakıt bağımlılığını tam olarak kıramamış durumda.
Rapor, ülkeleri “genel SKH endeksi” puanına göre sıralıyor. İlk sırada Finlandiya, İsveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri yer alırken, Çin orta sıralarda bulunuyor ancak ilerleme hızıyla dikkat çekiyor. ABD ise gelişmiş ülkeler arasında nispeten düşük bir sırada yer alıyor. Uzmanlar, Çin’in merkezi planlama ve büyük ölçekli kamu yatırımları sayesinde SKH’lere daha hızlı uyum sağladığını, ABD’nin ise siyasi kutuplaşma ve federal yapı nedeniyle hedeflerde tutarlı ilerleme kaydedemediğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Çin’in BM hedeflerindeki yükselişi, yalnızca iki ülke arasındaki rekabet açısından değil, küresel kalkınma dinamikleri açısından da önem taşıyor. Çin, son yıllarda Kuşak ve Yol Girişimi ve diğer kalkınma fonları aracılığıyla gelişmekte olan ülkelere yatırım yaparak, kendi kalkınma modelini küresel ölçekte teşvik ediyor. Bu durum, Batılı modellerin alternatifi olarak Çin’in yumuşak gücünü artırıyor. Öte yandan ABD’nin SKH’lerdeki durgunluğu, ülkenin uluslararası liderlik pozisyonunu sorgulatabilir. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadelede Amerika’nın geri adım atması, diğer ülkeleri de olumsuz etkileyebilir. Raporda, hiçbir ülkenin 2030 yılına kadar 17 hedefin tamamına ulaşma yolunda olmadığı, ancak Çin gibi ülkelerin kısmi başarılarının küresel ilerlemeye katkı sağladığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ve ABD arasındaki bu kalkınma yarışı, Türkiye’nin dış politika ve ekonomi dengeleri açısından önemli sinyaller veriyor. Türkiye, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne uyum konusunda orta sıralarda yer alırken, özellikle yoksulluk ve çevre alanlarında reformlara ihtiyaç duyuyor. Çin’in başarısı, Türkiye’nin Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Pekin’le olan iş birliğini derinleştirmesi için bir fırsat olabilir. Öte yandan ABD’nin SKH’lerde gerilemesi, Türkiye’nin Batı ittifakındaki konumunu yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ankara’nın, Çin modelinden ilham alarak kalkınma hedeflerine yönelik kamu yatırımlarını artırması, ancak aynı zamanda ABD ile ticari ve diplomatik ilişkilerini koruması gerekiyor. Bölgesel düzeyde ise Çin’in artan etkisi, Orta Asya ve Kafkaslar’da Türkiye’nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir.