Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından hazırlanan 2024 yılı Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu raporu, küresel açlık krizinde endişe verici bir eşiğe işaret ediyor. Rapora göre, Afrika kıtası ilk kez Asya'yı geride bırakarak dünyada açlığın en yaygın olduğu bölge haline geldi. 2023 yılı itibarıyla Afrika'da yaklaşık 282 milyon kişi yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalırken, bu sayı Asya'da 257 milyon olarak kaydedildi. Raporda, küresel ölçekte açlıkla mücadelede son yıllarda kademeli bir iyileşme görülse de bu ilerlemenin son derece dengesiz olduğu ve özellikle Afrika'da gıda krizinin derinleştiği vurgulanıyor.
Afrika'da açlığın yükselişi: İklim, çatışma ve ekonomik kırılganlık
Rapor, Afrika'da gıda güvencesizliğinin artmasında iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklıklar ve sel felaketlerinin, devam eden silahlı çatışmaların ve ekonomik istikrarsızlığın belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor. Özellikle Sahra Altı Afrika'da, tarımsal üretimin büyük ölçüde yağışlara bağımlı olması, iklim şoklarına karşı kırılganlığı artırıyor. Ayrıca, bölgedeki yüksek nüfus artışı, sınırlı tarım arazileri ve düşük verimlilik, gıda talebinin karşılanmasını güçleştiriyor. Rapora göre, Afrika'da yetersiz beslenen nüfusun oranı 2022'de yüzde 19,3 iken 2023'te yüzde 20,4'e yükseldi. Bu oran, Asya'da yüzde 8,1 ve Latin Amerika'da yüzde 6,5 seviyesinde. BM, 2030 yılına kadar açlığı sona erdirme hedefi olan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 2'ye (Sıfır Açlık) ulaşmanın, mevcut gidişatla mümkün olmadığını belirtiyor.
Küresel boyut: Eşitsizlik ve gıda sistemlerinin yeniden yapılandırılması çağrısı
BM raporu, açlığın yalnızca yoksullukla değil, aynı zamanda gıda sistemlerindeki yapısal sorunlarla da bağlantılı olduğunu vurguluyor. Dünya genelinde üretilen gıdanın üçte birinin israf edildiği, ancak açlık çeken bölgelere ulaşamadığı belirtiliyor. Raporda, Ukrayna savaşının ardından yükselen gıda fiyatları, tedarik zincirindeki aksamalar ve korumacı ticaret politikaları, küresel gıda krizini derinleştiren faktörler arasında sıralanıyor. Özellikle Afrika, gıda ithalatında dışa bağımlı olduğu için küresel fiyat dalgalanmalarından en çok etkilenen kıta konumunda. Uzmanlar, sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçiş, iklim adaptasyonu ve yerel gıda üretiminin desteklenmesi gibi adımların acilen atılması gerektiğini söylüyor. Raporda ayrıca, yatırımların artırılması ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afrika'daki açlık krizi, Türkiye'nin son yıllarda giderek derinleştirdiği Afrika açılımı politikası açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, özellikle Sahra Altı Afrika'da insani yardım faaliyetleri, tarımsal iş birlikleri ve kalkınma projeleriyle bölgede varlık gösteriyor. TİKA, AFAD ve Türk Kızılayı aracılığıyla yürütülen projeler, gıda güvenliğine katkı sağlamayı hedefliyor. Ancak krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgeye yönelik yardımlarının artırılmasını ve tarım teknolojisi transferi gibi uzun vadeli çözümlere odaklanmasını gerektirebilir. Ayrıca, Afrika'daki istikrarsızlığın göç ve güvenlik risklerini artırabileceği göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin bu krize karşı proaktif bir politika izlemesi stratejik önem taşıyor.