CENEVRE, 17 Eylül - Birleşmiş Milletler'in İran konulu araştırma misyonu, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Şubat ayında İran'da bir okul ve spor tesisine düzenlenen iki askeri saldırının Amerika Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirildiğine dair makul gerekçeler bulunduğunu ve bu saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini bildirdi. Misyon ayrıca, İran hükümetinin kendi halkına yönelik sistematik saldırılarının insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. BM İnsan Hakları Konseyi tarafından görevlendirilen bağımsız uzmanlardan oluşan heyet, her iki tarafın da uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirten kapsamlı bir rapor yayımladı.
Olayın Arka Planı ve BM Raporunun Detayları
BM Araştırma Misyonu'nun raporuna göre, 2025 yılının Şubat ayında İran'ın başkenti Tahran yakınlarında bulunan bir okul ve bir spor kompleksi, ABD güçleri tarafından düzenlenen hava saldırılarıyla vuruldu. Saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Misyon, olay yerinde yaptığı incelemeler, görgü tanıklarının ifadeleri ve uydu görüntüleri gibi kanıtları değerlendirerek, bu saldırıların askeri bir hedefe yönelik olmadığını ve orantısız güç kullanımı nedeniyle savaş suçu oluşturduğunu tespit etti. Raporda, ABD'nin saldırılar öncesinde sivilleri korumak için gerekli önlemleri almadığı ve hedef seçiminde ayrım gözetmediği belirtildi.
Öte yandan rapor, İran İslam Cumhuriyeti'nin de 2022 yılında başlayan ve halen devam eden protestolar sırasında kendi vatandaşlarına karşı yaygın ve sistematik saldırılar düzenlediğini ortaya koydu. BM uzmanları, İran güvenlik güçlerinin göstericilere karşı aşırı güç kullandığını, keyfi tutuklamalar yaptığını, işkence ve kötü muamele uyguladığını, hatta bazı durumlarda infazlar gerçekleştirdiğini belgeledi. Bu eylemlerin insanlığa karşı suç teşkil ettiği ifade edildi. Misyon, İran'ın bu suçlarla ilgili hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Raporun yayımlanmasının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak daha önceki açıklamalarında Washington, İran'a yönelik operasyonların İran'ın bölgedeki militan gruplara verdiği destek ve nükleer programına yönelik olduğunu savunmuştu. İran hükümeti ise BM raporunu "siyasi motivasyonlu" olarak nitelendirerek reddetti ve raporun Batılı ülkelerin baskısıyla hazırlandığını öne sürdü.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
BM'nin bu raporu, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da gerginleştirebilir. ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 2018'de Washington'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana giderek kötüleşmişti. Son dönemde İran'ın nükleer programını ilerletmesi ve bölgesel milis gruplara desteğini artırması, ABD'nin askeri müdahale tehditlerini gündeme getirmişti. Şubat ayındaki saldırılar, bu gerilimin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, BM raporunun bağlayıcı bir yaptırım gücü olmasa da, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar konusunda önemli bir referans oluşturduğunu belirtiyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi kurumların bu raporu dikkate alarak soruşturma başlatabileceği ifade ediliyor. Ancak ABD ve İran'ın UCM'ye taraf olmaması, olası bir yargı sürecini zorlaştırıyor. Yine de rapor, küresel kamuoyunda her iki ülkeye yönelik baskıyı artırabilir.
Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörlerin rapora nasıl tepki vereceği merak konusu. ABD'nin NATO müttefiki olan Avrupa ülkeleri, İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışırken, ABD'nin eylemlerini de sorgulamak durumunda kalabilir. Bu durum, transatlantik ilişkilerde yeni bir çatlak yaratabilir. Öte yandan İran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve insan hakları ihlalleri nedeniyle Tahran'a yönelik uluslararası baskının artması bekleniyor.
Rapor, aynı zamanda Orta Doğu'da sivil kayıpların önlenmesi ve uluslararası insancıl hukukun uygulanması konusundaki eksiklikleri bir kez daha gözler önüne seriyor. BM'nin etkinliği sorgulanırken, büyük güçlerin vetoları nedeniyle Güvenlik Konseyi'nin harekete geçememesi, uluslararası adalet mekanizmalarının işleyişini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM'nin İran raporu, Türkiye'nin hem güvenlik hem de dış politika dengeleri açısından yakından takip etmesi gereken bir gelişme. Türkiye, ABD ile İran arasındaki gerilimde denge politikası izlerken, olası bir askeri çatışmanın bölgesel istikrara zarar vereceğini ve mülteci akınını tetikleyeceğini öngörüyor. İran'ın insanlığa karşı suç işlediği yönündeki tespitler, Türkiye'nin İran ile olan ekonomik ve enerji ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca ABD'nin savaş suçu işlediği iddiası, NATO müttefiki olarak Türkiye'yi zor durumda bırakabilir; Ankara'nın hem Washington hem de Tahran ile olan hassas ilişkilerini korumak için diplomatik manevra alanı daralabilir. Rapor, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirme fırsatı da sunuyor.