Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bu hafta düzenlenen üst düzey toplantıda, ABD ve Çin'in yapay zeka düzenlemelerine ilişkin vizyonları arasındaki derin farklılıklar su yüzüne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump, küresel yapay zeka güvenlik girişimlerine karşı duracağını açıklarken, Çin temsilcileri uluslararası işbirliği ve ortak düzenleme çağrısı yaptı. Dünya liderlerine yapay zeka konusunda acil adım atma çağrılarının arttığı bir dönemde gerçekleşen toplantı, teknoloji yönetişiminde küresel bir uzlaşmanın zorluğunu gözler önüne serdi.
BM'de Yapay Zeka Tartışmaları: İki Kutup Arasındaki Uçurum
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumu kapsamında düzenlenen "Yapay Zeka ve Küresel Güvenlik" başlıklı oturumda, ABD ve Çin arasındaki görüş ayrılıkları net bir şekilde ortaya çıktı. ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı konuşmada, "Yapay zeka konusunda uluslararası kuralların dayatılması, Amerikan inovasyonunu ve ekonomik çıkarlarını tehdit eder. Bu tür girişimlere karşı duracağım" ifadelerini kullandı. Trump, özellikle Avrupa Birliği'nin öncülük ettiği yapay zeka düzenlemelerini hedef alarak, bu düzenlemelerin ABD'nin teknoloji liderliğini sınırlamayı amaçladığını savundu.
Çin heyeti ise, yapay zekanın küresel yönetişiminde çok taraflılığın altını çizdi. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Ma Zhaoxu, "Yapay zeka, insanlığın ortak geleceği için bir fırsattır. Ancak riskleri yönetmek için tüm ülkelerin eşit katılımıyla şeffaf ve kapsayıcı bir uluslararası çerçeve oluşturulmalıdır" dedi. Ma, gelişmekte olan ülkelerin yapay zeka teknolojilerine erişiminin artırılması ve teknoloji uçurumunun kapatılması gerektiğini vurguladı. Çin, ayrıca BM çatısı altında bir "Yapay Zeka İşbirliği Konseyi" kurulmasını önerdi.
Toplantıda Avrupa Birliği temsilcileri, kendi Yapay Zeka Yasası'nı (AI Act) örnek göstererek, risk temelli bir düzenleme yaklaşımını savundu. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, "Yapay zeka, demokrasiyi ve temel hakları koruyacak şekilde düzenlenmeli. Bu, inovasyonu engellemek değil, güvenilir bir gelecek inşa etmektir" diye konuştu. Ancak ABD'nin bu yaklaşıma mesafeli duruşu, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturdu.
Küresel Yönetişim Arayışı ve Jeopolitik Rekabet
Yapay zeka düzenlemeleri, son yıllarda uluslararası siyasetin en kritik başlıklarından biri haline geldi. ABD, Çin ve AB arasındaki rekabet, teknoloji standartlarının belirlenmesi ve veri akışının kontrolü üzerinden şekilleniyor. ABD yönetimi, yapay zeka alanında serbest piyasa odaklı bir yaklaşımı benimserken, ulusal güvenlik gerekçesiyle Çin'e yönelik çip ihracat kısıtlamalarını sürdürüyor. Çin ise, kendi yapay zeka ekosistemini güçlendirirken, küresel kuralların belirlenmesinde söz sahibi olmayı hedefliyor.
BM Genel Sekreteri António Guterres, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, "Yapay zeka, ya insanlığın en büyük yardımcısı ya da en büyük tehdidi olacak. Bu, bizim tercihimize bağlı. Ancak bu tercihi tek başına hiçbir ülke yapamaz" uyarısında bulundu. Guterres, yapay zeka silahlarının kontrolü, algoritmik şeffaflık ve önyargıların önlenmesi için bağlayıcı uluslararası anlaşmalar çağrısı yaptı. BM bünyesinde oluşturulan Yapay Zeka Danışma Kurulu, geçtiğimiz ay yayımladığı raporda, 2026 yılına kadar küresel bir yapay zeka çerçevesinin oluşturulması gerektiğini belirtmişti.
Uzmanlar, ABD ve Çin arasındaki derin görüş ayrılıklarının, etkili bir küresel düzenlemeyi zorlaştırdığını vurguluyor. Oxford Üniversitesi'nden yapay zeka etiği profesörü Dr. Sarah Chan, "İki büyük güç arasındaki rekabet, yapay zeka yönetişimini bir güç mücadelesine dönüştürüyor. Bu da risklerin ortak yönetimini imkansızlaştırıyor" değerlendirmesini yaptı. Chan, özellikle otonom silah sistemleri ve yapay zeka destekli dezenformasyon konularında acil işbirliği ihtiyacına dikkat çekti.
Toplantıda ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin yapay zeka teknolojilerine erişimi ve bu alandaki kapasite farklılıkları da gündeme geldi. Afrika Birliği temsilcileri, yapay zeka yatırımlarının adil dağılımı ve teknoloji transferi konusunda somut adımlar beklediklerini ifade etti. Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkeler, küresel yapay zeka yönetişiminde daha fazla söz hakkı talep ediyor.
ABD ve Çin arasındaki bu ayrışma, sadece teknoloji politikalarını değil, aynı zamanda küresel ekonomik düzeni ve güvenlik mimarisini de etkiliyor. Yapay zeka, savunma sanayisinden sağlığa, eğitimden ulaşıma kadar geniş bir yelpazede kullanılırken, standartların belirlenmesi kimin değerlerinin ve çıkarlarının baskın olacağını belirleyecek. Bu nedenle BM çatısı altındaki müzakereler, önümüzdeki yıllarda uluslararası ilişkilerin seyrini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ve Çin arasındaki yapay zeka düzenleme ayrışması, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken, Çin ile ekonomik ve teknolojik işbirliğini de derinleştiriyor. Özellikle yerli yapay zeka ekosistemini güçlendirmeye çalışan Türkiye'nin, küresel standartların belirlenmesinde aktif rol alması kritik. Aksi halde, büyük güçlerin belirlediği kurallara uymak zorunda kalabilir. Türkiye'nin, BM bünyesindeki yapay zeka müzakerelerinde denge politikası izleyerek, hem Batı hem de Doğu ile işbirliğini sürdürmesi ve gelişmekte olan ülkelerin sesi olması, dış politikada etkinlik sağlayabilir. Ayrıca, yapay zeka alanındaki yetenek ve altyapı yatırımları, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını artıracaktır.