BlackRock Yatırım Enstitüsü Küresel Başkanı Jean Boivin, yapay zekanın (YZ) küresel yatırım ortamında “tarihin en büyük dönüşümünü” tetiklediğini ve bu süreçten en çok faydalanacak sektörün özel krediler olduğunu söyledi. CNBC’nin Open Interest programına konuşan Boivin, yatırımcıların kâr etmek için mutlaka YZ şirketlerini seçmeleri gerekmediğini, bu teknolojinin yarattığı altyapı ve enerji talebinin özel kredi piyasalarında büyük fırsatlar yarattığını vurguladı.
Yapay Zekanın Altyapı İhtiyacı Özel Krediyi Canlandırıyor
Boivin, yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezleri, enerji santralleri ve iletim hatlarına yönelik devasa yatırım ihtiyacının, geleneksel banka kredilerinin ötesine geçen bir finansman modelini gerektirdiğini ifade etti. Özel kredi piyasasının bu talebi karşılamak için hızla büyüdüğünü, 2024 yılında küresel özel kredi hacminin 2 trilyon doları aştığını belirten Boivin, “Özel krediler, yapay zeka devriminin finansmanında kilit rol oynuyor. Bu dönüşüm sadece teknoloji şirketlerini değil, altyapı ve enerji sağlayıcılarını da kapsıyor” dedi.
BlackRock, özellikle ABD ve Avrupa’da büyük ölçekli veri merkezi projelerine finansman sağlamak için yeni fonlar oluştururken, bu fonların yüksek getiri potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Boivin, yatırımcıların “YZ kazananlarını” seçmeye çalışmak yerine, bu dönüşümün yarattığı yan sektörlere odaklanmalarının daha akıllıca olacağını söyledi.
Dengeler ve Riskler: Merkez Bankalarının Rolü
Boivin, YZ yatırımlarının getirdiği fırsatlar kadar risklerin de farkında olduklarını belirterek, merkez bankalarının bu yeni dönemdeki politikalarının kritik önem taşıdığını aktardı. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine başlamasıyla özel kredilerin daha cazip hale geldiğini, ancak enflasyonist baskıların yeniden canlanması halinde bu beklentilerin değişebileceğini kaydetti. BlackRock, YZ odaklı yatırımların küresel ekonomiye 2025 yılına kadar 1,5 trilyon dolar ekleyebileceğini öngörüyor. Boivin, bu büyümenin özellikle gelişmiş ekonomilerde yoğunlaşacağını, gelişmekte olan ülkelerin ise bu fırsattan yeterince yararlanamama riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BlackRock’ın öngördüğü bu dönüşüm, Türkiye için hem fırsat hem de tehdit barındırıyor. Türkiye’nin gelişmiş veri merkezleri ve yeşil enerji yatırımlarıyla YZ finansmanında bir merkez olma potansiyeli bulunmakla birlikte, yüksek enflasyon ve politik belirsizlikler yabancı sermayeyi caydırabilir. Ayrıca, küresel özel kredi piyasasının büyümesi, Türk bankalarının geleneksel kredi modelini zorlayabilir; rekabetçi kalabilmek için yeni finansman yapılarına uyum sağlamaları gerekiyor. Türkiye’nin bu dönüşümden pay alabilmesi için jeopolitik riskleri minimize ederek yabancı yatırımcı güvenini artırması hayati öneme sahip.