Birleşik Krallık'ta sürpriz bir siyasi gelişme yaşandı. Pazartesi günü, eski Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, görevden ayrılan Keir Starmer'ın yerine ülkenin yeni başbakanı olarak göreve başladı. 54 yaşındaki İşçi Partili siyasetçi, uzun yıllardır İngiltere'nin kuzey-güney arasındaki ekonomik ve sosyal uçurumu kapatma mücadelesiyle tanınıyor. Burnham'ın başbakanlık koltuğuna oturması, ülkede derinleşen bölgesel eşitsizliklerin merkez sahneye çıktığı bir döneme işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kuzeyin Sesi Burnham
Andy Burnham, siyasi kariyerine 1990'larda başladı ve 2001'de Leigh milletvekili seçildi. Gordon Brown hükümetinde Kültür, Sağlık ve İçişleri bakanlıkları yaptı. Ancak asıl çıkışını 2017'de Manchester belediye başkanı seçilmesiyle yaptı. Bu görevde, şehir merkezinin dönüşümü, ulaşım yatırımları ve sosyal konut projeleriyle dikkat çekti. Özellikle COVID-19 salgını sırasında merkezi hükümetle yaşadığı restleşmeler onu ulusal çapta tanınır hale getirdi.
Burnham, İşçi Partisi'nin kuzeyli tabanına hitap eden popülist bir söylem geliştirdi. “İngiltere’nin kuzeyi yeterince duyulmuyor” diyerek merkeziyetçi yönetim anlayışını eleştirdi. Başbakanlık döneminde bölgesel kalkınma ajanslarını güçlendirme, ulaşım ağını kuzey-güney arasında eşitleme ve sanayi politikalarını yerelleştirme vaatlerinde bulundu. Ekonomistler, bu vaatlerin maliyetinin 50 milyar sterlini bulabileceğini hesaplarken, Londra'nın tepkisi de büyüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Britanya'nın Yeni Yönü
Burnham'ın başbakanlığı, sadece iç politikada değil, dış politikada da değişim sinyali veriyor. AB ile ilişkilerde daha ılımlı bir duruş beklenirken, ABD ve Avrupa ile ticaret anlaşmalarını hızlandırma sözü verdi. NATO ve savunma konularında geleneksel çizgiyi koruması öngörülüyor. Ancak en dikkat çekici değişim, iklim politikalarında olabilir. Manchester'da yeşil enerji projelerine verdiği destekle tanınan Burnham, 2030'a kadar karbon nötr hedefini daha iddialı hale getireceğini duyurdu.
Küresel ölçekte, Burnham'ın siyaseti popülist ve merkez sol bir karışım olarak değerlendiriliyor. Göçmenlik konusunda daha insancıl bir yaklaşım benimsemesi beklenirken, Çin ve Rusya gibi ülkelerle ilişkilerde ticari çıkarlar ile insan hakları arasında denge kurmaya çalışacak. Ancak uzmanlar, İskoçya'nın bağımsızlık talepleriyle ilgili net bir stratejisinin bulunmadığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Burnham'ın başbakan olması, Türkiye açısından karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. İşçi Partisi hükümetlerinin AK Parti döneminde Türkiye ile ilişkileri genellikle yapıcı olsa da, Burnham'ın insan hakları söylemi Ankara'da rahatsızlık yaratabilir. Özellikle Suriye politikası ve sığınmacı krizi konusunda daha eleştirel bir duruş bekleniyor. Ekonomik olarak ise Burnham'ın kuzey-güney dengesine odaklanması, İngiltere'nin Türkiye'ye yönelik ticari ilgisini potansiyel olarak artırabilir. Ancak kısa vadede belirgin bir değişim öngörülmüyor; ilişkilerin bürokratik düzeyde sürmesi muhtemel.