Birleşik Krallık'ta bankacılık düzenlemeleri yeniden tartışmaya açıldı. Son haftalarda İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Hazine yetkilileri, bankaların kaldıraç oranını gevşetme olasılığını masaya yatırıyor. Ancak uzmanlar, bu adımın büyük bankalara avantaj sağlayabileceği, küçük ve orta ölçekli kurumlar ile ekonomi geneli için risk oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Kaldıraç oranı, bankaların öz sermayelerinin toplam varlıklarına oranını ifade ediyor ve finansal kriz sonrası sıkılaştırılan düzenlemelerin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Birleşik Krallık'ta banka kaldıraç oranı, 2008 küresel mali krizinin ardından getirilen Basel III düzenlemeleri kapsamında belirlenmişti. Bu düzenleme, bankaların aşırı borçlanmasını önlemek ve sistemik riski azaltmak amacıyla tasarlanmıştı. Şu anki oran, bankaların toplam varlıklarının en az %3'ü kadar öz sermaye bulundurmasını zorunlu kılıyor. Ancak Brexit sonrası ekonomik toparlanma ve artan rekabet baskısı, bazı çevrelerde bu oranın düşürülmesi yönünde talepler doğurdu.
BoE Başkanı Andrew Bailey, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kaldıraç oranını gevşetmenin ekonomik büyümeyi teşvik edebileceğini, ancak finansal istikrardan ödün vermememiz gerektiğini” vurguladı. BBC'ye konuşan bir Hazine yetkilisi ise sürecin henüz erken aşamada olduğunu ve kapsamlı bir etki analizi yapılacağını belirtti. Bununla birlikte, İngiliz bankacılık sektörü temsilcileri, özellikle Barclays, HSBC, Lloyds ve NatWest gibi büyük bankalar, kaldıraç oranının “aşırı sıkı” olduğunu ve ABD ile Singapur gibi rakiplerine kıyasla dezavantaj yarattığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Birleşik Krallık'ın bu adımı, küresel bankacılık düzenlemelerinde bir yumuşama dönemine işaret edebilir. ABD'de Federal Rezerv, geçen yıl büyük bankaların sermaye gereksinimlerini gevşetmişti. Avrupa Birliği ise Basel III kurallarını uygulamaya devam ediyor ancak bazı üye ülkelerde benzer talepler yükseliyor. Uzmanlar, kaldıraç oranının düşürülmesinin kısa vadede banka karlılığını artırabileceğini, ancak uzun vadede sistemik riski yükseltebileceğini belirtiyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan piyasalarda kredi genişlemesine ve potansiyel balonlara yol açabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB), ülkeleri ihtiyatlı olmaya çağırıyor. IMF’nin Nisan 2024 tarihli Küresel Finansal İstikrar Raporu'nda, “kaldıraç oranlarının düşürülmesinin ters etki yaparak kriz olasılığını artırabileceği” uyarısında bulunulmuştu. Bu bağlamda, İngiltere'nin atacağı adım, küresel regülasyon trendleri açısından da yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de bankacılık düzenlemeleri, BDDK tarafından Basel III standartlarına uyumlu şekilde yürütülüyor. Birleşik Krallık’ın kaldıraç oranını gevşetmesi, küresel ölçekte regülasyon yarışını hızlandırabilir. Bu durum, Türk bankalarının uluslararası rekabet gücünü dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye’nin yüksek enflasyon ve kur dalgalanmalarıyla mücadele ettiği mevcut ekonomik ortamda, daha gevşek düzenlemeler yerine sıkı denetimin ön planda tutulması bekleniyor. BDDK’nın, yabancı bankaların düzenleme gevşetmelerini yakından takip ederek yerel finansal istikrarı koruyacak adımlar atması beklenebilir.