Birleşik Krallık, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini yeniden başlatma çabası kapsamında yeni bir zirve düzenlemeyi hedefliyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, AB ile daha yakın iş birliğinin 'hayati derecede önemli' olduğunu vurgulayarak, iki taraf arasındaki diyaloğu hızlandıracak bir üst düzey toplantı için hazırlıklara başladı. Zirvenin, Brexit sonrası ticaret, güvenlik ve dış politika alanlarındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı belirtiliyor. Starmer'ın AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile geçtiğimiz haftalarda yaptığı telefon görüşmesinde, tarafların 'ortak çıkarlar' ve 'karşılıklı güven' çerçevesinde yeni bir dönem başlatma konusunda mutabık kaldığı öğrenildi. Bu gelişme, İngiltere'nin 2020'de AB'den ayrılmasının ardından yaşanan gerginliğin ardından ilişkileri normalleştirme yönünde atılmış en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Brexit sonrası soğuk rüzgarlar yerini diyaloğa bırakıyor
Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılmasının üzerinden dört yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, ticaret anlaşmasının uygulanmasında yaşanan aksaklıklar ve Kuzey İrlanda protokolü gibi konular iki taraf arasında zaman zaman krize yol açmıştı. Ancak Keir Starmer'ın Temmuz 2024'te başbakan seçilmesiyle birlikte Londra'nın Brüksel'e yönelik tonu belirgin şekilde yumuşadı. Starmer, seçim kampanyasında Brexit'i geri getirmeyeceğini ancak AB ile 'daha iyi bir anlaşma' için müzakere edeceğini vaat etmişti. Yeni zirve çağrısı, bu vaadin somut bir yansıması olarak görülüyor. İngiltere hükümeti, zirvede özellikle ticaret engellerinin kaldırılması, finans sektöründe eşdeğerlik tanınması ve savunma iş birliğinin derinleştirilmesi gibi konuları gündeme getirmeyi planlıyor. AB tarafı ise, İngiltere'nin kurallara uyum konusunda net taahhütler vermesi halinde, gümrük kontrollerinin kolaylaştırılması gibi somut adımlara kapı aralayabilir. Brüksel'deki diplomatik kaynaklar, zirvenin resmi olarak duyurulmasının birkaç hafta alabileceğini ancak çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa güvenliği ve ticaret dengeleri
İngiltere-AB yakınlaşması, yalnızca ikili ilişkileri değil, küresel ticaret dengelerini ve Avrupa güvenliğini de etkileme potansiyeli taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının devam ettiği bir dönemde, Birleşik Krallık'ın AB savunma yapılarına daha fazla entegre olması, kıtanın güvenlik şemsiyesini güçlendirebilir. Öte yandan, ABD'nin ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve Çin'in artan rekabeti, Londra'nın Brüksel'e yönelmesinde önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. İngiltere, bağımsız ticaret politikası sayesinde Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerle anlaşmalar imzalamış olsa da, en büyük ticaret ortağı olan AB ile ilişkilerin düzelmesi ekonomik büyüme için kritik görülüyor. İngiltere Ticaret Bakanlığı verilerine göre, AB ile ticaret hacmi 2023'te 850 milyar sterlinin üzerinde gerçekleşti ve bu rakam, ülkenin toplam dış ticaretinin yaklaşık %50'sine denk geliyor. Zirvede alınacak kararlar, finansal hizmetlerden otomotive, tarımdan ilaç sektörüne kadar birçok alanda iş dünyasını yakından ilgilendiriyor. Özellikle İngiliz finans devleri, Brexit sonrası kaybettikleri tek pazar erişimini yeniden kazanmak için hükümete baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık-AB yakınlaşması, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve ticaret politikaları açısından dolaylı ama önemli yansımalar doğurabilir. İngiltere'nin AB ile daha uyumlu bir ilişki kurması, blok içinde ticari ve diplomatik dengeleri değiştirebilir. Türkiye, İngiltere ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması'nı (STA) güncelleme arayışında; Londra'nın Brüksel ile ilişkileri yumuşatması, Ankara'nın İngiltere üzerinden AB politikalarını etkileme kapasitesini sınırlayabilir. Öte yandan, İngiltere'nin AB ile gümrük kolaylıklarına gitmesi, Türk ihracatçıları için İngiltere pazarında rekabet avantajını azaltma riski taşıyor. Savunma alanında ise, İngiltere'nin AB güvenlik yapılarına daha fazla angaje olması, Türkiye'nin NATO içindeki konumuna dair yeni dinamiği beraberinde getirebilir. Ankara'nın, İngiltere ile tarihsel ittifakını koruyarak bu süreçte kendi çıkarlarını dengelemesi bekleniyor.