ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Çin'e uyguladığı yüksek gümrük tarifelerinin etkisiz kaldığını ve Çinli üreticilerin ürünlerini üçüncü ülkeler üzerinden ABD'ye sokarak “gümrük kaçakçılığı” yaptığını iddia ediyor. Ancak bu iddia, küresel ticaretin karmaşık yapısını ve şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirme stratejilerini görmezden geliyor. Uzmanlar, tarifelerin ticaret akışını yeniden şekillendirdiğini ancak bunun “kaçakçılık” değil, piyasa koşullarına uyum sağlama süreci olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD, 2018'den bu yana Çin'den ithal edilen binlerce ürüne, toplamda yüz milyarlarca dolarlık hacmi kapsayan gümrük tarifeleri uyguluyor. Bu tarifelerin amacı, Çin'in ticaret fazlasını azaltmak ve ABD'li üreticileri korumaktı. Ancak son veriler, bu politikaların beklenen etkiyi yaratmadığını gösteriyor. ABD Ticaret Bakanlığı'na göre, Çin'den doğrudan ithalat azalırken, Vietnam, Meksika ve Tayland gibi ülkelerden yapılan ithalat önemli ölçüde arttı. Bu durum, Çinli firmaların üretim tesislerini bu ülkelere taşıdığı ya da ürünlerini bu ülkeler üzerinden sevk ettiği şeklinde yorumlanıyor.
Beyaz Saray Ulusal Ticaret Konseyi Direktörü Peter Navarro, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Çinli üreticilerin Meksika ve Vietnam'daki “kaçakçılık ağları” kullandığını öne sürdü. Navarro, bu ülkelerden yapılan ithalatın artışını “Çin'in hile yaptığının kanıtı” olarak nitelendirdi. Ancak ekonomistler, bu tür bir aktarımın mevcut ticaret kuralları çerçevesinde yasal olduğunu ve şirketlerin maliyetleri düşürmek için tedarik zincirlerini çeşitlendirmesinin normal bir piyasa davranışı olduğunu vurguluyor.
Küresel Ticarette Yeni Dengeler
Çin'in ihracatı, pandemi sonrası dönemde yeniden canlandı. Çin Gümrük İdaresi'ne göre, 2023 yılında Çin'in toplam ihracatı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 5 artışla 3,3 trilyon dolara ulaştı. Bu artışta, Asya ve Avrupa ülkelerine yapılan satışların yanı sıra, ABD'ye yapılan dolaylı ihracatın da payı bulunuyor. Özellikle Meksika, ABD'nin en büyük ikinci ticaret ortağı haline geldi. Meksika'nın ABD'ye ihracatı 2023'te yüzde 15 artarken, bu artışın büyük kısmının Çin menşeli ürünlerin montajından kaynaklandığı tahmin ediliyor.
Uzmanlar, ABD'nin tarife politikasının küresel tedarik zincirlerinde kalıcı değişikliklere yol açtığını ifade ediyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) raporları, ticaret savaşlarının küresel büyümeyi olumsuz etkilediğini ve ticaretin yönünü değiştirdiğini belirtiyor. Bu süreçte Güneydoğu Asya ülkeleri ve Meksika, yeni üretim üsleri olarak öne çıkıyor. Şirketler, hem tarifelerden kaçınmak hem de riskleri dağıtmak için üretimlerini bu ülkelere kaydırıyor. Bu durum, “Çin+1” stratejisi olarak adlandırılıyor ve çok uluslu şirketlerin yaygın olarak benimsediği bir yaklaşım haline geldi.
Beyaz Saray'ın “kaçakçılık” suçlaması, aslında bu küresel dönüşümün bir yansıması. Uzmanlara göre ABD, kendi politikalarının yol açtığı sonuçlarla yüzleşmek yerine, ticaret ortaklarını suçlama yoluna gidiyor. Oysa ki, ticaret akışlarının yeniden şekillenmesi, ABD'nin tarifelerinin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca, Beyaz Saray'ın bu iddiaları, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) gibi bölgesel ticaret anlaşmalarının geleceği açısından da soru işaretleri doğuruyor. Meksika ve Kanada, ABD ile olan ticari ilişkilerinin bu tür suçlamalardan etkilenmesinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret savaşları, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, Türkiye de bu dönüşümden etkileniyor. Türkiye, coğrafi konumu ve güçlü üretim altyapısı sayesinde, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına yakınlığıyla öne çıkıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin, Çin'den ABD'ye yönelik üretim aktarımından pay alabileceğini belirtiyor. Ancak Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirebilmesi için, ticaret anlaşmalarını güçlendirmesi ve üretim kapasitesini artırması gerekiyor. Diğer yandan, Türkiye'nin Çin ile ilişkileri, ABD ile yaşanan gerilimlerde denge unsuru olarak önem taşıyor. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de Çin ile ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, küresel ticaretteki bu yeni dengelerin fırsatlarını ve risklerini yakından izlemeli.