Beyaz Saray tarafından yayımlanan bir rapor, Smithsonian Institution yönetim kurulunun “Amerika'nın hikayesini anlatmak konusunda güvenilemeyeceğini” öne sürüyor. Rapor, Başkan Donald Trump'ın Washington'un en saygın kültürel ve tarihi kurumlarından bazılarını kökten değiştirme kampanyasının ortasında geldi. Smithsonian, 21 müze ve 9 araştırma merkezini bünyesinde barındıran, ABD federal hükümetine bağlı ancak özerk bir kuruluş. Raporda, kurumun “siyasi olarak taraflı” içerikler sergilediği ve “Amerikan başarılarını küçümsediği” iddia ediliyor.
Raporun İçeriği ve Arka Planı
Beyaz Saray İdari Ofisi tarafından hazırlanan 25 sayfalık raporda, Smithsonian'ın sergilerinin “milliyetçilik ve vatanseverliği zayıflattığı” eleştirisi yapılıyor. Özellikle Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi'ndeki bazı sergilerin “Amerikan rüyasını karaladığı” belirtiliyor. Rapor, kurum yönetiminin “görevini yerine getirmediğini” ve “kurumsal kontrolün yeniden sağlanması gerektiğini” savunuyor. Bu rapor, Trump'ın son haftalarda başlattığı bir dizi hamlenin parçası. Örneğin, geçtiğimiz ay John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi'nin yönetim kurulunu feshedip kendini başkan olarak atamış, Ulusal Sanat Vakfı ve Beşeri Bilimler Vakfı'nın bütçelerini kesme tehdidinde bulunmuştu. Uzmanlar, bu adımların “kültürel kurumların siyasi bir mücadele alanına dönüştüğünü” gösterdiğini ifade ediyor.
Smithsonian yetkilileri rapora henüz resmi bir yanıt vermezken, kurumun eski yöneticilerinden David Skorton, “Bilimin ve tarihin siyasallaştırılması, toplumun ortak hafızasına zarar verir” açıklamasını yaptı. Raporun yayımlanmasının ardından Demokrat Parti'li kongre üyeleri, “Beyaz Saray'ın tarihi çarpıtmaya çalıştığı” gerekçesiyle raporu kınadı. Cumhuriyetçi kanattan ise rapora destek geldi; bazı isimler, Smithsonian'ın “aşırı solcu bir gündemi” olduğunu savundu.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Bu gelişme, yalnızca ABD iç siyasetini değil, uluslararası kültürel diplomasiyi de etkileyebilir. Smithsonian, dünya çapında 170'ten fazla ülkede ortak sergi ve araştırma projeleri yürüten bir kurum. Raporda ayrıca, müzedeki yabancı kökenli eserlerin iadesi konusunda “çok istekli” davranıldığı ve bu durumun “ulusal çıkarlara zarar verdiği” iddiası yer alıyor. Özellikle Latin Amerika ve Afrika ülkeleriyle olan kültürel iade görüşmelerinin sekteye uğrayabileceği belirtiliyor. Öte yandan, Trump yönetiminin “Batı medeniyeti” vurgusu yapan bir tarih anlatısını dayatması, Avrupa ve Asya'daki benzer kurumlarda da tartışmalara yol açabilir. İngiltere'deki British Museum ve Fransa'daki Louvre Müzesi de geçmişte benzer siyasi baskılarla karşı karşıya kalmıştı. Ancak ABD'deki bu hamlenin, kültürel kurumların bağımsızlığına yönelik en kapsamlı müdahale olduğu ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu rapor, Trump yönetiminin kültürel kurumlar üzerinde daha doğrudan bir kontrol kurma isteğini gösteriyor. Türkiye için bu, ABD'deki müzeler ve kültürel kurumlarla yapılan ortak projelerin siyasi rüzgârlardan etkilenebileceği anlamına geliyor. Özellikle Smithsonian ile yürütülen Anadolu medeniyetleri sergileri veya arkeolojik işbirlikleri, bu tür raporların ardından yeniden değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye'nin yurt dışında tanıtımını yapan kültür merkezleri ve müzeler için benzer bir siyasileşme riski söz konusu. Kültürel diplomasinin önemi göz önüne alındığında, Ankara'nın bu gelişmeyi yakından takip etmesi ve olası kısıtlamalara karşı alternatif iş birliği kanalları geliştirmesi stratejik bir öncelik haline gelebilir.