Beyaz Saray, federal fon alan sağlık programlarının aşırı doz önleme çalışmalarına öncelik verme zorunluluğunu kaldırdı. Uzmanlar, bu adımın halk sağlığına artan siyasi müdahalenin bir işareti olduğunu ve opioid aşırı doz krizini daha da kötüleştireceğini söylüyor. Yeni düzenlemeye göre, federal bütçeden pay alan sağlık programları, belirlenen yeni önceliklere birkaç gün içinde uyum sağlamak zorunda kalacak. Bu değişiklik, Trump yönetiminin uyuşturucu politikalarında sert bir dönüşe işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD’de her yıl on binlerce kişi opioid aşırı dozundan hayatını kaybediyor. 2023 yılında yaklaşık 100 bin ölüm kaydedildi ve bu sayı, ülkedeki uyuşturucu krizinin ne denli ciddi olduğunu gösteriyor. Biden yönetimi döneminde, federal sağlık programlarına aşırı doz önleme hizmetlerini zorunlu kılan bir dizi düzenleme getirilmişti. Ancak Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte, bu politikalar hızla değişiyor. Beyaz Saray’ın yeni emri, federal fon alan eyalet ve yerel sağlık programlarının, zarar azaltma stratejileri yerine yasakçı yaklaşımları benimsemesini teşvik ediyor. Özellikle nalokson dağıtımı ve temiz enjektör programları gibi kanıta dayalı müdahalelerin finansmanı kesiliyor.
Uzmanlar, bu kararın ülke genelinde aşırı doz ölümlerini artırabileceği konusunda uyarıyor. Johns Hopkins Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan Dr. Sarah Johnson, “Zarar azaltma programları, opioid kriziyle mücadelede en etkili araçlardan biri. Bunları kaldırmak, binlerce kişinin önlenebilir ölümlerine yol açar” dedi. Öte yandan yeni yönetim, bu programların uyuşturucu kullanımını teşvik ettiğini savunarak, daha caydırıcı yöntemlere yöneliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, ABD’deki uyuşturucu krizinin yanı sıra Kanada ve Meksika’yı da etkiliyor. Özellikle Kanada, ABD’den gelen yasa dışı fentanil akışıyla mücadele ediyor. Beyaz Saray’ın önleme programlarını kesmesi, sınır ötesi uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede iş birliğini zayıflatabilir. Meksika ise, ABD’nin talep azaltma politikalarının başarısız olması durumunda, uyuşturucu kartellerine karşı daha sert önlemler almak zorunda kalabilir. Küresel sağlık uzmanları, ABD’nin bu adımının, Dünya Sağlık Örgütü’nün zarar azaltma stratejilerine verdiği desteği de olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD’nin müttefikleriyle uyuşturucu politikaları konusunda ortak bir zemin bulması zorlaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’nin opioid krizine yönelik politikalarındaki bu değişikliği doğrudan etkilemese de, küresel uyuşturucu ticareti ve halk sağlığı politikaları açısından dolaylı sonuçları olabilir. ABD’nin zarar azaltma yaklaşımından uzaklaşması, Türkiye’nin de dahil olduğu uluslararası platformlarda uyuşturucuyla mücadele stratejilerini yeniden şekillendirebilir. Ayrıca, ABD’de yaşayan Türk diasporası ve Türkiye’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı rotalarının etkilenmesi söz konusu olabilir. Türkiye, kendi uyuşturucu politikalarında dengeyi korumalı ve kanıta dayalı önleme programlarına devam etmelidir.