Beyaz Saray, İran ile devam eden savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın pazar günü imzalanmasını beklemiyor. Üst düzey bir ABD'li yetkili, anlaşmanın İran'ın liderlik yapısı tarafından, özellikle de Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in yerine geçen Muhammed Muhbir dahil olmak üzere onaylanmasının birkaç gün sürebileceğini ifade etti. Aynı yetkili, müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiğini ancak son adımların atılması için zamana ihtiyaç olduğunu vurguladı. Anlaşmanın kapsamına dair detaylar henüz netleşmezken, sürecin ateşkes, esir takası ve insani yardım koridorlarının açılmasını içerdiği belirtiliyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, diplomasi masasının sıcak kaldığı ve tarafların nihai metin üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakereler, son haftalarda yoğunlaştı. Umman ve Katar arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde, nükleer program ve bölgesel gerginliklerin yanı sıra savaşın sonlandırılması da masaya yatırıldı. ABD'li yetkili, İran'ın liderlik katmanları arasında koordinasyonun karmaşık olduğunu, bu nedenle onay sürecinin beklenenden uzun sürebileceğini belirtti. İran tarafından resmi bir açıklama gelmezken, Tahran yönetimine yakın kaynaklar anlaşmaya varılması halinde Dini Lider'in son sözü söyleyeceğini aktardı. Heyetler arasındaki teknik çalışmaların devam ettiği, anlaşma metninin son haline getirilmesi için yoğun mesai harcandığı öğrenildi.
Uzmanlar, anlaşmanın zamanlamasının ABD iç siyaseti açısından da kritik olduğuna dikkat çekiyor. Başkan Joe Biden yönetimi, Kongre'den gelebilecek itirazları göğüslemek için İran ile varılacak bir mutabakatı diplomatik bir başarı olarak sunmayı hedefliyor. Öte yandan, İran'da reformist ve muhafazakar kanatlar arasındaki ayrışma, anlaşmanın içeride meşruiyet kazanması açısından engel teşkil edebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile varılacak olası bir anlaşma, sadece ikili ilişkileri değil, Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Anlaşma, Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki İran destekli gruplar üzerinde de yansımalar yaratabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmanın şartlarına ve bölgesel güvenliklerine etkisine odaklanmış durumda. İsrail ise anlaşmaya temkinli yaklaşıyor; Başbakan Binyamin Netanyahu daha önce İran ile varılacak herhangi bir anlaşmanın 'kötü' olacağını ve güvenliklerini tehdit edeceğini söylemişti. Avrupa Birliği, süreci desteklerken, İran'ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi konusunda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) rolünün önemini vurguluyor.
Küresel enerji piyasaları da anlaşmadan etkilenebilir. İran'ın yaptırımların hafifletilmesi halinde petrol ihracatını artırması, dünya petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Bu durum, Rusya başta olmak üzere enerji ihracatçısı ülkeler için yeni bir rekabet anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ithalatında İran'a bağımlılığı nedeniyle bu anlaşmayı yakından takip ediyor. Olası bir anlaşma, Türkiye'nin İran ile ticaretini ve enerji iş birliğini olumlu etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik kaygılarını dolaylı olarak hafifletebilir. Ancak anlaşmanın, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırması durumunda Türkiye'nin çıkarlarıyla çelişebileceği de göz ardı edilmemeli. Türkiye, anlaşma sürecinde arabulucu rolü oynayarak hem ABD hem de İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışabilir.