ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Pazartesi öğleden sonra İran'a yönelik yeni yaptırımları açıklayacak. Bu adım, Trump yönetiminin İslam Cumhuriyeti üzerindeki baskıyı artırarak çatışmayı sona erdirecek bir anlaşma yapılmasını ve Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılmasını sağlama stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Başkan Donald Trump, geçen hafta İran'ın 'ekonomik D-Day' ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunmuştu. Bu yeni yaptırım paketi, İran'ın petrol ihracatını hedef alarak rejimin ana gelir kaynağını kurutmayı amaçlıyor.
Yaptırımların kapsamı ve hedefleri
Yaptırımların, İran'ın petrol ve petrokimya sektörüne odaklanması bekleniyor. Özellikle İran ham petrolünün başlıca alıcıları konumundaki Çin'deki rafinerilere ve bu ticareti finanse eden bankalara yönelik kısıtlamalar getirilmesi öngörülüyor. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini tehdit eden Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı deniz kuvvetleri ve bu operasyonları koordine eden kişilerin de kara listeye alınması planlanıyor. Hazine Bakanlığı'nın açıklamasında, yaptırımların İran'ın bölgesel istikrarı bozucu faaliyetlerine karşı caydırıcılığı artıracağı vurgulanacak.
Uzmanlara göre bu yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını günlük 1.5 milyon varil seviyesinden daha aşağıya çekebilir. 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından uygulanan 'maksimum baskı' politikası, İran'ın petrol ihracatını önemli ölçüde düşürmüş ancak Çin'in gayri resmi alımları nedeniyle tamamen durmamıştı. Yeni paketin bu kez ikincil yaptırımlarla Çinli alıcıları da hedef alması, Tahran'ın gelirlerini daha da kısabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'daki gerilimi daha da tırmandırma riski taşıyor. İran, Hürmüz Boğazı'nda son aylarda birkaç kez ticari gemilere el koyarak ve askeri tatbikatlarla gözdağı vererek boğazın güvenliğini tehdit etmişti. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçtiği için, olası bir kapatma küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaratabilir. ABD'nin yaptırımları, İran'ı müzakere masasına zorlamayı hedefliyor ancak Tahran'ın şu ana kadar diyalog çağrılarına soğuk baktığı biliniyor.
Çin, Rusya ve Avrupa Birliği ülkeleri, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı çıkarken, İran'la ticari ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Avrupa ülkeleri, nükleer anlaşmanın korunması için INSTEX adlı ödeme mekanizmasını kurmuş ancak bu mekanizma sınırlı kalmıştı. Yeni yaptırımlar, Çin'in İran'dan aldığı indirimli petrolü kesmesine neden olabilir; bu durumda İran'ın ekonomik durumu daha da kötüleşebilir. İran'da zaten yüksek enflasyon ve artan işsizlik nedeniyle huzursuzluk yaşanıyor; bu yaptırımlar rejim üzerinde iç baskıyı da artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu yaptırımlar, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılıyor; özellikle doğal gaz ithalatında İran kritik bir tedarikçi konumunda. ABD'nin ikincil yaptırımları, Türk şirketlerinin İran'la ticaretini zorlaştırabilir ve enerji maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kriz, küresel enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ankara, daha önce ABD yaptırımlarına uymayacağını açıklamış ancak Washington'un baskısıyla ticareti sınırlandırmak zorunda kalmıştı. Bu yeni paket, Türkiye'nin İran'la enerji ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.