Avrupa'yı kavuran sıcak hava dalgası, bu hafta sonu Berlin'de 40 santigrat dereceye (104 Fahrenheit) ulaşacak sıcaklıklarla şehri adeta felç etme tehdidi oluşturuyor. Başkent sakinleri, termometrelerin bu seviyeyi göstereceği anı endişeyle beklerken, Berlin'in Paris'e kıyasla bu tür aşırı hava olaylarına karşı çok daha hazırlıksız olduğu ortaya çıktı. Alman hükümeti, iklim değişikliğinin sıklaştırdığı sıcak dalgalarına karşı altyapı ve acil durum planlamasında ciddi eksikler yaşarken, Paris'in 2019'da yaşadığı 42.6°C'lik rekor sıcaklık sonrası hayata geçirdiği soğutma merkezleri ve yeşil alan projeleri, Berlin'in geri kaldığını gösteriyor.
Altyapı krizi: Berlin neden daha kırılgan?
Berlin'in sıcak hava dalgalarına karşı dirençsizliği, şehrin fiziksel ve sosyal altyapısındaki yapısal sorunlardan kaynaklanıyor. Şehir genelinde yeterli sayıda halka açık soğutma merkezi bulunmazken, metro ve tren istasyonlarındaki klimalı alanların eksikliği, yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalar için büyük risk oluşturuyor. Ayrıca, 1990'lardan bu yana süren bütçe kesintileri nedeniyle bakımsız kalan parklar ve ağaçlandırma alanları, 'ısı adası' etkisini artırıyor. Berlin Belediyesi, 2019 Paris sıcak dalgasından bu yana 1.500'den fazla kişinin hayatını kaybettiği Almanya'da, henüz kapsamlı bir ısı eylem planı yayınlamadı. Oysa Paris, 2019'dan sonra 50'den fazla soğutma merkezi kurmuş, okul ve hastaneleri iklimlendirme sistemleriyle donatmış ve 'yeşil çatı' uygulamasını yaygınlaştırmıştı.
Ekonomik ve sosyal boyut: Sıcak dalgasının faturası
Sıcak hava dalgası sadece sağlık değil, aynı zamanda ekonomi ve sosyal yaşamı da tehdit ediyor. Berlin'de birçok ofis ve işyeri, yetersiz havalandırma ve iklimlendirme sistemleri nedeniyle kapanmak zorunda kalabilir. Açık havada çalışan inşaat işçileri, temizlik görevlileri ve ulaşım personeli mesai saatlerinde kısıtlamaya gidebilir. Uzmanlar, iş verimliliğinde yüzde 15-20'ye varan düşüşler öngörüyor. Ayrıca, halk sağlığı sistemi üzerindeki yükün artması bekleniyor. 2003 Avrupa sıcak dalgasında 70.000'den fazla kişinin hayatını kaybettiği düşünülürse, bu kez uyarılar ciddiye alınmazsa can kaybı riski yüksek.
Bölgesel boyuta bakıldığında, sıcak hava dalgası Almanya'nın enerji arzını da zorluyor. Nükleer santrallerin kapatılmasının ardından kömür ve doğal gazla çalışan santraller devreye sokulurken, soğutma için artan elektrik talebi şebekeyi zorluyor. Fransa ise nükleer enerjiye bağımlılığı sayesinde (yüzde 70) bu konuda daha avantajlı görünüyor. Ancak Fransa'nın da nehir sularının ısınması nedeniyle nükleer santralleri kısıtlama riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki sıcak hava dalgası, Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, özellikle Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde benzer sıcaklık rekorları yaşanabileceği ve bunun tarım, turizm ve enerji sektörlerini olumsuz etkileyebileceği için önlem almalı. Ayrıca, Almanya gibi büyük bir ekonomiye sahip ülkede yaşanabilecek altyapı çöküşü, tedarik zincirlerini ve Türkiye-Almanya ticari ilişkilerini (örneğin otomotiv, makine) etkileyebilir. Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum planlarını hızlandırması ve yeşil altyapı yatırımlarına öncelik vermesi gerektiği bir kez daha görülüyor.