İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, çok sayıda Yahudi yerleşimciyle birlikte bugün sabah saatlerinde Mescid-i Aksa yerleşkesine baskın düzenledi. Kudüs'teki Hassas Noktaların Korunması sorumlusu olan Ben-Gvir'in bu adımı, on yıllardır korunan ve Müslüman vakıfların yönetimini esas alan statüko anlaşmasını açıkça ihlal etti. Baskın, İsrail polisinin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti; bölgeye girişler kısıtlandı, Filistinli Müslümanların büyük bölümü ise uzak tutuldu. Olay, Ramazan ayının son günlerine denk gelirken, Filistin yönetimi ve Hamas'tan sert tepkiler geldi. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, Ben-Gvir'in eylemini 'uluslararası hukukun ve tarihsel statükonun ihlali' olarak kınadı. Bu gelişme, Kudüs'ün hassas dini dengesinde ciddi bir gerilim dalgası yaratırken, bölgede yeni bir çatışma turunun habercisi olarak yorumlanıyor.
Statüko İhlali: Ben-Gvir'in Kudüs Politikası
Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları yeni değil. Geçtiğimiz aylarda birkaç kez benzer eylemler gerçekleştiren bakan, özellikle Yahudi bayramlarında ve önemli dini günlerde bu tür kışkırtıcı adımları tekrarlıyor. Ancak bugünkü baskın, Ramazan'ın son günlerine denk gelmesi ve refakatindeki kalabalık yerleşimci grubu nedeniyle daha geniş yankı uyandırdı. Gazze'de devam eden çatışmaların gölgesinde gerçekleşen bu adım, Filistinliler arasında büyük bir öfkeye yol açtı.
Mescid-i Aksa, İslam dünyasının üçüncü kutsal mekânı olarak kabul ediliyor ve 1967'den bu yana Ürdün Vakıflar Bakanlığı'nın denetiminde. Ancak İsrail güvenlik güçleri, bölgeye erişimi fiilen kontrol ediyor. Statüko gereği, gayrimüslimlerin ibadet etmesine izin verilmiyor; ancak Ben-Gvir gibi aşırı sağcı figürler sık sık bu kuralı ihlal ederek kışkırtıcı ziyaretler gerçekleştiriyor. Ben-Gvir, 'Yahudi halkının Tapınak Dağı üzerindeki egemenliğini' savunduğunu açıkça ifade ediyor. Bu anlayış, bölgedeki mevcut hassas dengeyi kökten değiştirme amacı taşıyor.
Uluslararası toplum, bu tür eylemleri uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriyor. Birleşmiş Milletler ve pek çok ülke, statükonun korunması çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail hükümeti, özellikle koalisyonun aşırı sağcı kanadı, bu çağrıları görmezden geliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinde yer alan Ben-Gvir, bu tür adımlarla uluslararası toplumun tepkisini çekmeyi göze alıyor.
Bölgesel Tepkiler ve Küresel Yansımalar
Ben-Gvir'in baskını, Filistin topraklarında infial yarattı. Filistin Başkanlığı sözcüsü Nabil Abu Rudeineh, yaptığı açıklamada, "Bu provokasyon, bölgeyi uçurumun eşiğine getiriyor" dedi. Hamas ise yazılı bir açıklama yaparak, "Mescid-i Aksa'ya yönelik her türlü saldırıya karşı koyacağız" ifadesini kullandı. Kudüs'teki Filistinliler, öğle namazının ardından gösteri amacıyla toplanırken, İsrail polisi güvenlik gerekçesiyle bazı noktalara bariyerler yerleştirdi.
Ürdün, tarihsel olarak Kudüs'teki Müslüman kutsal mekânlarının koruyucusu konumunda. Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, Ben-Gvir'in eylemini kınayarak, "Bu, mevcut statükoyu yok etmeyi amaçlayan tehlikeli bir tırmanıştır" dedi. Mısır ve Suudi Arabistan da benzer açıklamalarla İsrail'i uluslararası hukuka saygı göstermeye çağırdı. Türkiye'den de henüz resmi bir açıklama gelmezken, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın konuya ilişkin kınama mesajı yayınlaması bekleniyor.
Küresel ölçekte ise bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının ne denli kırılgan bir aşamada olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı ise sözcü aracılığıyla "Statükonun korunması kritik önem taşıyor" açıklamasını yaptı. Ancak gözlemciler, bu tür açıklamaların sahada işgalin sona ermesi için somut bir adım içermediğine dikkat çekiyor. Özellikle Gazze'de devam eden savaş, Batı Şeria'da yaygın şiddet ve İsrail'in yerleşim politikaları göz önüne alındığında, bölgede barış umutları her geçen gün azalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Kudüs konusundaki hassasiyetini bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statükosunun korunmasını açıkça destekliyor ve Filistin davasına verdiği diplomatik ve insani desteği sürdürüyor. Ben-Gvir'in bu provokasyonu, Türkiye'nin İsrail ile son dönemde normalleşme yönünde attığı adımlara rağmen, iki ülke arasında gerilim yaratabilir. Ankara'nın, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde girişimlerde bulunarak bu ihlali kınaması ve uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışması bekleniyor. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için iki devletli çözüm vizyonunu savunurken, bu tür eylemlerin barış sürecine onarılmaz zararlar verdiğini vurguluyor.