İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Gazze Şeridi'nde ateşkes ve esir takasına yönelik hazırlanan barış anlaşması taslağının İsrail için 'kabul edilemez' olduğunu açıkladı. Ben Gvir'in bu çıkışı, Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde geldi. Aşırı sağcı bakanın bu sözleri, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti içindeki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Anlaşma Taslağının İçeriği ve Ben Gvir'in İtirazları
Müzakerelere yakın kaynaklara göre, taslak anlaşma üç aşamalı bir plan içeriyor. İlk aşamada altı haftalık bir ateşkes öngörülüyor ve bu süre zarfında Hamas'ın elinde tuttuğu kadın, yaşlı ve yaralı rehinelerin serbest bırakılması planlanıyor. İkinci aşamada ise kalıcı ateşkesin sağlanması ve kalan tüm rehinelerin iadesi hedefleniyor. Üçüncü aşamada ise Gazze'nin yeniden imarı ve sınır geçişlerinin açılması gibi konular ele alınıyor.
Ben Gvir, özellikle anlaşmanın Hamas'ın askeri kanadının korunmasına ve Gazze'deki kontrolüne devam etmesine izin vereceğini savunarak, bunun İsrail'in güvenliği için 'varoluşsal bir tehdit' oluşturacağını iddia etti. Ayrıca, anlaşmanın İsrail ordusunun Refah'taki operasyonlarını durdurmasını öngördüğünü ve bunun Hamas'ın yeniden toparlanmasına zemin hazırlayacağını öne sürdü.
Ben Gvir'in partisi Yahudi Gücü, daha önce de ateşkes anlaşmalarına karşı çıkmış ve hükümetten çekilme tehdidinde bulunmuştu. Bu kez de Ben Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma, Hamas'ın zaferi anlamına gelir. Biz bu anlaşmayı imzalayan hükümetin parçası olmayız" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda sürdürülen müzakerelerin geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırıyor. Mısırlı yetkililer, anlaşmanın yakın zamanda imzalanabileceği yönünde umutlu olduklarını ifade etmişken, Ben Gvir'in açıklamaları bu ihtimali zayıflatıyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın bölgeye yapacağı ziyaret öncesinde bu çıkış, Washington'un ateşkes çabalarını da olumsuz etkileyebilir.
Uzmanlar, İsrail hükümetindeki aşırı sağcı unsurların anlaşmayı sabote etme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. Ben Gvir'in yanı sıra Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in de anlaşmaya karşı olduğu biliniyor. İki bakan, Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin kilit ortakları konumunda. Bu nedenle Netanyahu'un anlaşmaya onay vermesi durumunda hükümetin düşme riskiyle karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan, Gazze'deki insani durumun her geçen gün kötüleşmesi, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarını güçlendirirken, İsrail içindeki bu siyasi çekişmelerin bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetiklemesinden endişe ediliyor. BM ve insani yardım kuruluşları, Gazze'de kıtlık ve salgın hastalık riskinin arttığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki ateşkes müzakerelerini yakından izliyor ve daha önce defalarca kalıcı bir çözüm için uluslararası topluma çağrıda bulunmuştu. İsrail hükümetindeki aşırı sağcı unsurların anlaşmaya karşı çıkması, bölgede istikrarın sağlanmasını zorlaştırıyor; bu durum Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenliğini ve Filistin politikasını doğrudan etkileyen bir faktör. Ankara, Gazze'de kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi yönündeki tutumunu sürdürürken, bu tür iç siyasi engellerin bölgedeki barış umutlarını geciktirdiğini değerlendiriyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü, bu süreçte ön plana çıkabilir.