Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta Cumartesi günü binlerce kişi, hafta başında bir sığınmacının karıştığı iddia edilen vahşi bir bıçaklı saldırının ardından patlak veren ve evleri, iş yerlerini hedef alan göçmen karşıtı şiddet olaylarını protesto etmek için sokaklara döküldü. Göstericiler, “Nefrete hayır” ve “Birlikte daha güçlüyüz” sloganları atarken, kentin farklı noktalarında toplanan kalabalık, ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını açıkça reddetti. Polis yetkililerine göre, 3 Ağustos’ta meydana gelen bıçaklı saldırının ardından çoğunluğu gençlerden oluşan gruplar, göçmenlerin yaşadığı bölgelere saldırmış, çok sayıda araç ve binayı kundaklamıştı. Olaylar sırasında 15’ten fazla kişi gözaltına alınırken, yaralananlar olduğu bildirildi.
Bıçaklı saldırı ve ardından gelen şiddet
Geçtiğimiz hafta Belfast’ın batısında meydana gelen bıçaklı saldırıda, iddialara göre bir sığınmacının hedef aldığı bir kişi ağır yaralanmıştı. Saldırının ardından sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, özellikle göçmen karşıtı grupları harekete geçirdi. Olayın ertesi günü başlayan protesto gösterileri kısa sürede şiddet olaylarına dönüştü. Göstericiler, polise taş ve şişe attı, bir polis aracını ateşe verdi. Başbakan Yardımcısı Michelle O’Neill, saldırıları “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı (PSNI) bölgeye ek takviye birlikler sevk etti. Olayların ardından kentteki birçok iş yeri ve okul bir süreliğine kapatıldı. Sivil toplum kuruluşları ise, bu tür şiddet olaylarının toplumsal huzuru bozmayı amaçladığını ve göçmenlere yönelik nefret söyleminin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Toplumsal tepki ve birlik mesajları
Belfast’taki barışçıl gösteriye katılanlar arasında yerel siyasetçiler, dini liderler ve farklı etnik kökenlerden vatandaşlar yer aldı. Göstericiler, İrlanda ve Kuzey İrlanda bayraklarının yanı sıra “Mültecilere hoş geldiniz” yazılı pankartlar taşıdı. Etkinliğe katılan Sinn Féin Milletvekili John Finucane, “Bu şehirde nefrete yer yok. Gösterdiğimiz bu birliktelik, karanlığa karşı en güçlü cevaptır” dedi. Katolik ve Protestan toplulukların bir arada yaşadığı Belfast’ta, benzer şekilde toplumsal gerilimlerin arttığı dönemlerde sivil toplumun ortak tepkisi dikkat çekiyor. Uzmanlar, Kuzey İrlanda’da “hayırlı cumalar” anlaşması sonrası barış sürecinin hassas olduğunu, bu tür olayların etnik ve dini ayrışmaları derinleştirebileceğini belirtiyor.
Göçmen karşıtlığı ve artan ırkçılık
Birleşik Krallık genelinde son yıllarda yükselen göçmen karşıtlığı, Kuzey İrlanda’da da kendini gösteriyor. Brexit sonrası sınır kontrollerinin artması ve Ukrayna savaşıyla birlikte bölgeye gelen sığınmacı sayısındaki artış, bazı kesimlerde tepkiye neden oluyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu tepkilerin çoğu zaman gerçek dışı iddialarla beslendiğini ve mültecilerin günah keçisi ilan edildiğini ifade ediyor. Amnesty International’ın Kuzey İrlanda direktörü Patrick Corrigan, “Belfast’ta yaşananlar, nefret söyleminin somut şiddete dönüşmesinin ürkütücü bir örneği. Yetkililer, bu tür olayların tekrarlanmaması için caydırıcı önlemler almalı” dedi. Polis, olaylarla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve yeni gözaltıların olabileceğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey İrlanda’daki bu olaylar, Avrupa genelinde yükselen göçmen karşıtlığı ve aşırı sağ hareketlerin bir yansıması olarak okunabilir. Türkiye, tarihsel olarak göç ve mülteci hareketlerinden en çok etkilenen ülkelerden biri olmasına rağmen benzer şiddet olayları yaşamamıştır. Ancak Avrupa’daki bu tür gelişmeler, Türkiye’nin AB ile yürüttüğü göç anlaşmaları ve vize serbestisi sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. AB’nin göç politikalarındaki sertleşme eğilimi, Türkiye’den yapılan düzensiz göçü azaltmaya yönelik işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin kendi sınırları içinde barındırdığı milyonlarca mülteciye yönelik toplumsal kabulün korunması açısından, Avrupa’daki olayların dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.