Fransa'da Lyhanna adlı küçük bir kız çocuğunun maruz kaldığı cinsel şiddet sonrası adalet arayışında karşılaştığı sistemik engeller, ülkede parçalı yapının yarattığı zafiyetleri bir kez daha gün yüzüne çıkarırken, Belçika bu alanda öncü bir model sunuyor. Belçika genelinde kurulan Cinsel Şiddet Bakım Merkezleri (CPVS), mağdurların sadece tek bir kapıdan içeri adım atarak tüm ihtiyaçlarına ulaşmasını sağlıyor. Bu merkezler, tıbbi, psikolojik, hukuki ve adli süreçleri tek çatı altında toplarken, 7/24 hizmet vererek acil durumlarda anında müdahale imkânı sunuyor.
Merkezler nasıl çalışıyor?
Belçika'daki CPVS merkezleri, bir mağdur cinsel saldırıya uğradığında tek bir yere başvurmasını sağlayarak süreci hızlandırıyor ve travmayı azaltıyor. Merkeze başvuran kişi, ilk olarak bir hemşire veya doktor tarafından muayene ediliyor, gerekli tıbbi müdahale yapılıyor. Ardından psikolog desteği sunuluyor. Aynı anda bir polis memuru ifade alırken, savcılık da sürece dâhil olabiliyor. Merkezler, delil toplama işlemlerini de bünyesinde gerçekleştirdiği için mağdurun ayrı bir hastaneye veya karakola gitmesi gerekmiyor. Bu sayede mağdurun yaşadığı travma en aza indirilirken, delillerin kaybolması veya ifadelerin tutarsızlaşması gibi riskler de ortadan kalkıyor. Belçika'da bugüne kadar 16 CPVS merkezi açılırken, merkezler yılda binlerce vakaya müdahale ediyor. Uzmanlar, bu modelin mağdurların adalete erişimini büyük ölçüde kolaylaştırdığını belirtiyor.
Fransa'daki Lyhanna vakası ve sistem eleştirisi
Fransa'da Lyhanna isimli bir kız çocuğunun maruz kaldığı sistematik cinsel şiddet sonrası adalet arayışı, ülkede mevcut sistemin ne kadar parçalı ve yetersiz olduğunu gözler önüne serdi. Mağdurlar, farklı kurumlar arasında gidip gelmekte, her kurum sürecin sadece bir kısmını üstlenirken genel bir koordinasyon eksikliği yaşanıyor. Bu durum, mağdurların travmalarını derinleştirirken adalete erişimlerini de geciktiriyor. Fransız yetkililer, bu zafiyeti gidermek için Belçika modelini incelemeye aldı. Fransa'da da benzer merkezlerin kurulması yönünde çağrılar artıyor. AB düzeyinde de cinsel şiddetle mücadelede entegre bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, sadece cezai yaptırımlar değil, mağdurların rehabilitasyonu ve psikolojik destek mekanizmaları da güçlendirilmelidir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, cinsel şiddetle mücadelede mevcut yasal düzenlemelere rağmen mağdur destek hizmetlerinde koordinasyon sorunları yaşayabilmektedir. Belçika modeli, tüm hizmetlerin tek çatı altında toplanması ve 7/24 erişilebilirlik açısından örnek teşkil etmektedir. Türkiye'de Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) benzer bir işlev üstlenmekle birlikte, yaygınlaştırma ve standartlaştırma ihtiyacı bulunmaktadır. Bu haber, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve politika yapıcılar için, mağdur odaklı entegre bir yaklaşımın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Ayrıca AB üyeliği sürecindeki Türkiye'nin, AB müktesebatına uyum çerçevesinde bu tür modelleri incelemesi faydalı olacaktır.