Belçika, ABD'nin Ebola salgını nedeniyle Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne seyahat yasağı getirilmesi yönündeki talebini geri çevirdi. Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke, Brüksel'in bu konuda bilimsel tavsiyeleri takip edeceğini ve Washington'dan gelen siyasi baskılara boyun eğmeyeceğini açıkladı. Karar, uluslararası sağlık politikalarında bilimin siyasetin önünde tutulması gerektiği ilkesine vurgu yaparken, ABD ile Avrupa arasında salgın yönetimine dair görüş ayrılıklarını da gözler önüne serdi.
Kongo'daki Ebola Salgını ve ABD'nin Talebi
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde 2018'den bu yana devam eden Ebola salgını, ülkenin doğusundaki sivil çatışmalar nedeniyle kontrol altına alınamıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre salgında bugüne kadar 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti. ABD yönetimi, virüsün yayılmasını önlemek amacıyla Kongo'ya seyahat edenler için kısıtlama getirilmesini talep etmişti. Ancak Belçika, DSÖ'nün seyahat yasağı önermediği gerekçesiyle bu talebi reddetti.
Bakan Vandenbroucke, yaptığı açıklamada, "Sağlık politikalarımızı bilimsel kanıtlara dayandırmak zorundayız. Siyasi baskılar bu gerçeği değiştirmemeli" ifadelerini kullandı. Belçika'nın bu tutumu, Avrupa Birliği içinde de destek bulurken, DSÖ de seyahat yasaklarının salgın kontrolünde etkisiz olduğunu ve ekonomik zararlara yol açtığını belirtiyor.
Atlantik Ötesi Gerilim ve Sağlık Diplomasisi
ABD'nin Ebola salgınına yaklaşımı, özellikle Trump yönetimi döneminde uluslararası iş birliğine mesafeli duruşuyla dikkat çekiyor. Washington, DSÖ'yü etkisiz bulduğu gerekçesiyle kurumdan çekilme kararı almış, ancak Biden yönetimi bu kararı tersine çevirmişti. Belçika'nın bilimsel tavsiyeye dayalı kararı, Avrupa'nın sağlık diplomasisinde bağımsız duruşunu yansıtırken, transatlantik ilişkilerde yeni bir sürtüşme alanı yaratıyor.
Uzmanlar, seyahat yasaklarının salgınları önlemede kanıtlanmış bir etkisi olmadığını, aksine sağlık çalışanlarının hareketini kısıtlayarak yardım çabalarını zorlaştırdığını vurguluyor. Belçika'nın bu konudaki tutumu, uluslararası sağlık kurallarına bağlılığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasıyla artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri çerçevesinde Kongo gibi ülkelerde sağlık altyapısını destekleyen projeler yürütüyor. Belçika'nın bilim temelli kararı, Türkiye'nin de benzer durumlarda nasıl bir tutum sergileyeceğine dair örnek teşkil ediyor. Özellikle Türkiye'nin DSÖ ile iş birliği ve salgın yönetimindeki başarısı, uluslararası sağlık politikalarında söz sahibi olmasını sağlıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin sağlık diplomasisinde bilimin rehberliğini benimsemesi gerektiğini ve siyasi baskılara karşı bağımsız duruşun önemini bir kez daha hatırlatıyor.