İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da camilere yönelik saldırılarını 2026 yılında önemli ölçüde artırdı. Salı günü erken saatlerde Nablus'un kuzeybatısındaki Bazariya köyünde bulunan Imad al-Din Zengi Camii'nin bir bölümü kundaklandı. Yerel kaynaklar, yerleşimcilerin caminin bir odasını ateşe verdiğini, ancak yangının itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle büyümeden söndürüldüğünü bildirdi. Bu saldırı, yıl içinde gerçekleştirilen ve 11 camiyi etkileyen bir dizi benzer eylemin sonuncusu olarak kayıtlara geçti. Filistinli yetkililer, saldırıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirterek, İsrail hükümetini yerleşimcileri durdurmaya çağırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Son haftalarda Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinde belirgin bir artış yaşanıyor. Bazariya köyündeki saldırı, yerleşimcilerin daha önce Nablus ve çevresindeki köylerde de camilere zarar verdiği bir serinin parçası. Filistinli kaynaklara göre, saldırganlar özellikle gece saatlerini tercih ediyor ve güvenlik kameralarının olmadığı bölgeleri hedef seçiyor. Saldırıların ardından Filistin yönetimi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası topluma çağrıda bulunarak, İsrail'in yerleşimci şiddetini önleme yükümlülüğünü hatırlattı. Bazariya köyü sakinleri ise korku içinde olduklarını ve gece boyunca evlerinden çıkmaya çekindiklerini ifade etti. Olayla ilgili olarak İsrail askeri yetkilileri, soruşturma başlatıldığını ancak henüz gözaltı yapılmadığını duyurdu.
İsrail'in yerleşimci grupları ise saldırıları 'provokasyon' olarak nitelendirirken, bazı aşırı sağcı siyasetçiler bu tür eylemlere açık destek veriyor. Bu durum, uluslararası toplumda endişe yaratıyor. Avrupa Birliği ve ABD yönetimi, son aylarda yaptıkları açıklamalarda yerleşimci şiddetini kınadı ve İsrail hükümetini bu eylemleri durdurmaya çağırdı. Ancak İsrail'deki koalisyon hükümetinde yer alan aşırı sağ partiler, yerleşimci faaliyetlerinin önünü açan politikaları savunmaya devam ediyor. Bu bağlamda saldırıların yıl boyunca süreceği ve daha da tırmanabileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, yalnızca Filistinliler için değil, bölgesel istikrar için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. İsrail-Filistin çatışmasında son dönemde yaşanan tırmanma, komşu ülkelerdeki yönetimleri de kaygılandırıyor. Ürdün ve Mısır, bu tür eylemlerin barış sürecini baltaladığını ve yeni bir çatışmaya zemin hazırladığını belirterek, uluslararası topluma daha fazla sorumluluk düştüğünü vurguluyor. Arap Birliği, yerleşimci saldırılarını kınayan olağanüstü toplantı kararı alırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, işgal altındaki topraklarda sivillerin korunması gerektiğini yineledi.
Öte yandan, bu saldırıların İsrail'in uluslararası imajına verdiği zarar da giderek artıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin, yerleşimci şiddeti de dahil olmak üzere savaş suçları işleyen kişiler hakkında soruşturma başlatması ihtimali, İsrail hükümetini baskı altında tutuyor. Bazı Batılı ülkeler, İsrail'e silah satışına yönelik kısıtlama çağrılarını dile getiriyor. Bu durum, Tel Aviv yönetimini diplomatik olarak köşeye sıkıştırırken, uzun vadeli güvenlik ve meşruiyet endişelerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'da camilere yönelik saldırılar, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği güçlendirecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler nezdinde yapacağı girişimlerle bu saldırılara karşı tepki gösterebilir. Ayrıca, bölgedeki sivil toplum kuruluşları aracılığıyla Filistin'e insani yardım ve altyapı desteği sağlayarak etki alanını genişletebilir. Bu durum, Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağı olabilir, ancak Ankara'nın Filistinlilerin haklarını koruma yönündeki tutarlı politikası, jeopolitik ve psikolojik etkisi açısından güçlü bir kozdur.