Batı Şeria'da İsrail yerleşimcilerinin Filistinlilere yönelik saldırıları, uluslararası gözlemcilerin 'tüm zamanların en yüksek seviyesi' olarak nitelendirdiği bir noktaya ulaştı. Cuma günü, Nablus yakınlarındaki Tell köyünde yaşanan olaylarda, İsrail güçleri en az bir Filistinliyi yaraladı ve üç kişiyi gözaltına aldı. Olaylar, İsrail ordusunun koruma sağladığı yüzlerce yerleşimcinin bir dizi Filistin köyünden geçerek yasadışı Yahudi yerleşimlerine yürüyüşü sırasında meydana geldi. Görgü tanıkları, yerleşimcilerin evlere ve araçlara taş attığını, zeytin ağaçlarını kestiğini ve bazı Filistinli çiftçilerin arazilerini gasp etmeye çalıştığını aktardı.
Tell Köyü'nde Gerilim Tırmanıyor
Tell köyü son günlerde yaşanan şiddetin odak noktalarından biri haline geldi. Köy sakinleri, yerleşimcilerin sık sık baskınlar düzenlediğini ve bu baskınlar sırasında İsrail askerlerinin yerleşimcileri koruduğunu, hatta bazı durumlarda Filistinlilerin evlerine girmelerine göz yumduğunu belirtiyor. Cuma günü yaşanan yürüyüş sırasında, askerlerin müdahalesiyle gözaltına alınan üç Filistinlinin isimleri henüz açıklanmadı. Yaralanan kişinin ise hastaneye kaldırıldığı ve durumunun stabil olduğu bildirildi.
Bu olaylar, BM ve insan hakları örgütlerinin 'yerleşimci şiddeti' raporlarında sıklıkla vurguladığı bir eğilimin parçası. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2024 yılı Batı Şeria'da yerleşimci saldırılarında rekor artışa tanık oldu. Saldırılar genellikle yerleşim yerlerinin genişletilmesi, Filistinlilerin evlerinden ve arazilerinden sürülmesi amacıyla yapılıyor. Uluslararası toplum, İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuka göre yasadışı olduğunu defalarca vurgulamasına rağmen, İsrail hükümeti yerleşim faaliyetlerini sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki bu şiddet olayları, bölgedeki genel istikrarsızlığın önemli bir parçası. 7 Ekim 2023'ten bu yana süren Gazze savaşı, Batı Şeria'da da gerilimi artırdı. Filistin Yönetimi, İsrail'in göz yumduğu yerleşimci saldırılarının kendi otoritesini zayıflattığını ve iki devletli çözüm umutlarını yok ettiğini savunuyor. İsrail hükümeti ise yerleşimcileri 'kolonizasyon' değil, tarihi topraklara dönüş olarak nitelendiriyor ve güvenlik güçlerinin yalnızca kamu düzenini sağladığını öne sürüyor.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler ise genellikle kınama ile sınırlı kalıyor. ABD ve AB, yerleşimci şiddetini kınarken, İsrail'e yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, Filistinli yetkililerin ve insan hakları örgütlerinin 'çifte standart' eleştirilerini beraberinde getiriyor. Özellikle Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) İsrail işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin aldığı danışma görüşü, yerleşimlerin yasadışı olduğunu teyit etti, ancak bu kararın bağlayıcı bir yaptırımı bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme taşıyor. Türkiye, İsrail işgalini ve yerleşim politikalarını defalarca kınamış, Filistin devletinin kurulması gerektiğini savunmuştur. Bu gelişme, Türk dış politikasının Orta Doğu'daki insani krizlere müdahale söylemini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme çabaları açısından, bu tür şiddet olayları istikrarsızlığı artırarak bu çabaları zorlaştırabilir. Türkiye'nin BM nezdinde yaptığı açıklamalarda, yerleşimci şiddetine karşı uluslararası toplumun harekete geçmesi çağrısı yapması beklenir. Bu durum, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirebilir, ancak İsrail ile ilişkilerin normalleşme sürecini de olumsuz etkileme riski taşır.