Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), işgal altındaki Batı Şeria'da kadınların liderlik ettiği ailelerin, yerinden edilme riskiyle karşı karşıya kalma olasılığının diğer ailelere göre çok daha yüksek olduğunu bildirdi. OCHA'nın son raporuna göre, bu aileler hem ekonomik kırılganlık hem de toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık nedeniyle yerinden edilme baskısına daha açık hale geliyor. Raporda, İsrail'in uyguladığı yıkım politikaları, yerleşimci şiddeti ve hareket kısıtlamalarının bu aileler üzerindeki yıkıcı etkisi vurgulanıyor.
Artan Yerinden Edilme Baskısı ve Kadınların Durumu
OCHA'nın verilerine göre, Batı Şeria'da 2023 yılı içinde yüzlerce Filistinli aile evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu ailelerin önemli bir kısmını, eşini kaybetmiş, boşanmış veya eşi gözaltında olan kadınların liderlik ettiği haneler oluşturuyor. İşgal altındaki bölgede kadınlar, hem geleneksel toplumsal roller hem de işgal koşullarının getirdiği ek yükler nedeniyle ekonomik olarak daha savunmasız. Aile geçimini sağlamak, çocukların bakımını üstlenmek ve aynı zamanda İsrail makamlarının yıkım kararlarına karşı hukuki mücadele vermek zorunda kalıyorlar.
Raporda, kadın liderli ailelerin yerinden edilme süreçlerinde karşılaştıkları zorluklar şöyle sıralanıyor: Yıkım kararlarına itiraz etmek için gereken hukuki kaynaklara erişimde güçlük, sosyal yardım ağlarından dışlanma, alternatif barınma imkanlarına ulaşmada ayrımcılık ve yerinden edilme sonrası kamplarda güvenlik riskleri. Özellikle C bölgelerinde (Oslo Anlaşmaları uyarınca İsrail'in tam kontrolünde olan alanlar) kadınların mülkiyet haklarını savunması neredeyse imkansız hale geliyor. İsrail ordusunun 2023'te yıktığı yapıların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 30 artmış durumda.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
OCHA'nın raporu, uluslararası toplumun Batı Şeria'daki insani krize yeterince müdahale etmediğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği ve ABD, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini ve yıkımlarını sürekli eleştirse de somut yaptırım mekanizmaları devreye girmiyor. Bu durum, sahadaki Filistinli ailelerin, özellikle de kadınların, korunmasız kalmasına yol açıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı ilan etmişti; ancak uygulama noktasında ciddi bir ilerleme kaydedilemedi.
Bölgede artan yerleşimci şiddeti, kadınları hedef alan saldırılar ve Filistin Yönetimi'nin sınırlı yetkisi, insani durumu daha da kötüleştiriyor. Kadın liderli ailelerin yerinden edilmesi, sadece bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda Filistin toplumunun sosyal dokusunu zayıflatan yapısal bir sorun. Uluslararası Kızılhaç ve diğer yardım kuruluşları, bu ailelere yönelik acil barınma ve hukuki destek programlarını artırmaya çalışsa da kaynaklar yetersiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'da kadın liderli ailelerin artan yerinden edilme riski, Türkiye'nin Filistin politikası açısından önemli bir insani boyut taşıyor. Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda savunan ve İsrail'in işgal politikalarını eleştiren bir ülke olarak, bu tür insani krizlerde aktif rol almayı sürdürüyor. OCHA raporu, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetlerini ve Filistinli ailelere yönelik destek programlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında uluslararası kamuoyunda artan hassasiyet, Türkiye'nin Filistinli kadınlara yönelik özel projeler geliştirmesini teşvik edebilir. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasisini güçlendirecek bir fırsat sunuyor.