Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki Burin köyünde, Filistinli çiftçiler İsrailli yerleşimcilerin saldırılarında tahrip edilen seralarını ve ekinlerini yeniden yeşertmek için umutla çalışıyor. Yerleşimci grupların son dönemde köye yönelik düzenlediği şiddetli saldırılarda çok sayıda sera yakılmış, tarım aletleri çalınmış ve zeytin ağaçları sökülmüştü. Ancak Burin sakinleri, gözleri önünde yok edilen emeklerine rağmen topraklarına tutunarak yeniden inşa sürecini başlattı. Saldırılar, İsrail'in 1967'den bu yana uluslararası hukuka aykırı şekilde işgal ettiği Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetinin yalnızca son örneği olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, geçtiğimiz hafta içinde, Burin köyünün doğusundaki tarım arazilerinde yaşandı. Çok sayıda maskeli İsrailli yerleşimci, güvenlik güçlerinin gözetiminde köye girerek onlarca dönümlük arazideki seralara ve sulama sistemlerine zarar verdi. Filistinli çiftçilerin ifadesine göre, saldırganlar önce seraları ateşe verdi, ardından traktörlerle ekili alanları sürerek genç fideleri yok etti. Köy muhtarı Mahmud Ahmed, olayın ardından yaptığı açıklamada, kayıpların maddi boyutunun yaklaşık 500 bin dolar olduğunu, ancak en büyük hasarın köylülerin psikolojisinde oluştuğunu söyledi. Ahmed, "Her seferinde yeniden inşa ediyoruz. Bu topraklar bizim; çocuklarımızın geleceği için direnmekten başka çaremiz yok" dedi.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarında yüzde 40 artış yaşandı. Uluslararası toplumun defalarca kınadığı bu saldırılar, İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklarda kurduğu ve uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşim yerlerinden kaynaklanıyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail güvenlik güçlerinin bu saldırılara çoğu zaman göz yumduğunu hatta bazı durumlarda yerleşimcilere lojistik destek sağladığını belgeliyor. Burin köyü de uzun yıllardır yerleşimci baskısına maruz kalıyor; köylüler, özellikle hasat mevsiminde zeytin ağaçlarına ulaşmakta zorluk çektiklerini ve sürekli tacizle karşılaştıklarını belirtiyor.
Filistin Tarım Bakanlığı, Burin'deki saldırının ardından bölgeye ekipler göndererek hasar tespit çalışması yaptı. Bakanlık yetkilileri, çiftçilere hem maddi tazminat hem de tohum, gübre ve sera naylonu gibi malzemelerle destek sağlanacağını açıkladı. Ancak köylüler, İsrail ordusunun bölgeyi "kapalı askeri bölge" ilan etmesi nedeniyle tarım arazilerine girişlerin kısıtlandığı uyarılarında bulunuyor. Burin Ziraat Odası Başkanı İbrahim Salih, "Yetkililer gelip hasarı tespit ediyor ama ertesi gün yerleşimciler yine geliyor. Biz burada bir kısır döngünün içindeyiz; ne zaman tarlamıza gitmek istesek ya yasaklanıyoruz ya da fiziksel saldırıya uğruyoruz" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, İsrail-Filistin çatışmasının en kritik meselelerinden biri olmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD dahil birçok ülke, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözüm şansını zayıflattığını defalarca vurguladı. Ancak uluslararası toplumun kınamaları, sahadaki yerleşimcileri durdurmaya yetmiyor. Özellikle son yıllarda İsrail'de kurulan aşırı sağ koalisyon hükümetleri, yerleşimci hareketine daha fazla destek vererek bu tür saldırıların önünü açıyor. İsrail Merkez Bankası verilerine göre, Batı Şeria'daki yerleşim sayısı 200'ün üzerinde ve buralarda 700 binden fazla Yahudi yerleşimci yaşıyor. Filistinliler ise bu yerleşimlerin, kurulacak Filistin devletinin sürekliliğini imkânsız hale getirdiğini savunuyor.
Burin köyü, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı politikalara karşı sivil direnişin sembollerinden biri haline gelmiş durumda. Köy, 2010 yılında İsrail'in inşa ettiği bariyerin geçtiği bölgede yer alıyor ve bu nedenle stratejik öneme sahip. Yerleşimcilerin, köylülerin tarım arazilerini gasp etmek amacıyla sistematik olarak baskı uyguladığı biliniyor. Uluslararası dayanışma grupları da Burin'e destek ziyaretleri düzenliyor; geçtiğimiz hafta İtalyan ve İspanyol aktivistler köyde çiftçilerle birlikte hasat yaptı. Bu ziyaretler, hem uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor hem de Filistinli çiftçilere moral veriyor. Ancak köylüler, kalıcı çözüm olmadan bu dayanışmanın yalnızca geçici bir yara bandı olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin ne kadar haklı bir zemine dayandığını bir kez daha gösteriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'in yerleşim politikalarını ve yerleşimci şiddetini her zaman kınamış, Filistin devletinin kurulması yönünde net bir tutum sergilemiştir. Bu tür olaylar, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki girişimlerinde elini güçlendirmektedir. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'nın (TİKA) bölgedeki tarımsal kalkınma projeleri, bu tür saldırıların ardından zarar gören Filistinli çiftçilere pratik yardım sağlama potansiyeli taşımaktadır. Türkiye'nin, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla Burin gibi köylere yaptığı yardımlar, hem insani dayanışmayı hem de Filistin'in toprak üzerindeki egemenlik mücadelesini destekleyici niteliktedir. Bölgesel istikrar açısından, bu tür şiddet olaylarının önlenmesi ve iki devletli çözümün canlandırılması, Ankara'nın dış politikasında öncelikli başlıklar arasında yer almaya devam edecektir.