İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Kusra köyünde yaşayan Filistinli aileler, İsrailli yerleşimcilerin sistematik şiddet ve yıldırma kampanyası nedeniyle evlerinde kıstırılmış durumda. Elektrik ve su kaynakları kesilen köy halkı, yerleşimcilerin kendilerini topraklarından sürmeye çalıştığını belirtiyor. Fransa 24 Kıdemli Muhabiri'nin aktardığına göre, köydeki yaşam koşulları her geçen gün daha da ağırlaşıyor ve aileler temel ihtiyaçlarına erişimde büyük güçlük çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Şeria'nın kuzeyinde, Nablus kentine bağlı Kusra köyü, yaklaşık 2.000 Filistinlinin yaşadığı küçük bir yerleşim birimi. Köyün çevresi, İsrail'in yasa dışı yerleşim yerleriyle çevrili durumda ve bu yerleşimlerin sakinleri son aylarda Filistinli sivillere yönelik saldırılarını artırmış durumda. Yerleşimciler, özellikle zeytin ağaçlarını yakarak, hayvan sürülerine zarar vererek ve evlere baskın yaparak köy halkını göçe zorluyor.
Kusra sakinleri, yerleşimcilerin elektrik ve su hatlarını tahrip ettiğini, bu nedenle köyde yaşamın neredeyse imkânsız hale geldiğini ifade ediyor. Bir köy sakini, "Elektriklerimiz ve sularımız kesildi; çocuklarımız karanlıkta ve susuz kaldı. Bu, bizi evlerimizi terk etmeye zorlamak için yapılan planlı bir saldırı" dedi. İsrail ordusunun ise yerleşimcilerin bu eylemlerine karşı etkisiz kaldığı, hatta bazı durumlarda onlara destek verdiği belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti olaylarında ciddi bir artış yaşandı. Yalnızca son üç ay içinde Kusra köyünde 40'tan fazla şiddet olayı kaydedildi. Uluslararası toplum, İsrail'e yasa dışı yerleşimleri durdurma çağrısında bulunmasına rağmen, bu çağrıların bir sonuç vermediği görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca bir köyün sorunu olmaktan çok, Filistin-İsrail çatışmasının derinleştiğine işaret ediyor. İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği Batı Şeria'da yerleşimci faaliyetleri uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Ancak İsrail hükümeti, bu yerleşimleri desteklemeye devam ediyor. Özellikle aşırı sağcı bakanların yer aldığı mevcut koalisyon hükümeti, yerleşimcilere açıkça onay veriyor.
ABD'nin arabuluculuk girişimleri ve bölgesel normalleşme anlaşmaları, Filistinlilerin temel haklarını görmezden geldiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu durum, Filistin halkının yaşadığı mağduriyeti artırırken, bölgede yeni bir şiddet dalgasının habercisi olabilir. BM ve insan hakları örgütleri, Kusra'daki durumu "etnik temizlik" olarak nitelendiriyor ve derhal uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, son açıklamasında "Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve derhal sona erdirilmelidir" ifadelerini kullandı. Ancak bu tür uyarıların pratikte bir etkisi olmadığı, olayların giderek arttığı gözlemleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgedeki insani krize bakışını doğrudan etkiliyor. Türkiye, geçmişten bu yana Filistinlilerin haklarını savunmuş ve iki devletli çözümü desteklemiştir. Kusra'daki durumun daha da kötüleşmesi, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi platformlarda Filistin'e destek çağrılarını artırmasına yol açabilir. Ayrıca, bölgede istikrarın bozulması, Türkiye'nin güvenliğini de etkileyebilecek göç dalgalarını tetikleyebilir. Türkiye'nin, uluslararası toplumu İsrail üzerinde baskı kurmaya teşvik etmesi ve Filistin halkına insani yardımda bulunması bekleniyor. Bu gelişmeler, Türk dış politikasının Orta Doğu'da aktif rol oynamasını gerektiriyor.